Sağlık | Beslenme | İlaçsız Doğal Tedavi

Ağır Metaller Nasıl Temizlenir?🍀

Günümüzde, sanayi ve endüstrinin gelişmesiyle çevreye toksik metallerin (ağır metaller) salınımı artmış, çevresel kirlilik düzeyleri en üst düzeye çıkmıştır. Kimyasal ürünler, gübreler, inşaat malzemeleri, endüstriyel boyalar, balık, gümüş diş dolguları ve aşılar sadece gündelik hayatta maruz kaldığımız ağır metal kaynaklarının bazılarıdır. Toksik ağır metaller ise normal olarak, çok düşük seviyelerde vücut içinde mevcut olabilir, fakat sürekli maruz kalındığında veya metabolik detoksifikasyon (organizmanın kendine zararlı olan toksik maddelerden arınması) aşamalarındaki genetik defektler (bozukluklar) sayesinde, beyinde, daha sonra da vücut dokularında birikime yol açabilir.

Ek Bilgi: Ağır metal deyimiyle genel olarak vücudun gereksinimi olmayan endüstriyel ve sanayi ürünleriyle alınan toksik etkili elementler kast edilir. Kurşun, cıva, arsenik, alüminyum, kadmiyum gibi ağır metaller vücuda besinlerle, içme sularıyla, hatta hava yoluyla buhar olarak girer, yumuşak dokularda birikip uzun yıllar kalır.

Ağır metaller anneden çocuğa da geçebilir. Çeşitli organ hasarları oluşturur, zehirlenme, hatta ölüme dahi neden olabilir. Ağır metaller genel olarak sağlığı iki şekilde etkiler, ya akut yani ani zehirlenmeye neden olur ya da vücutta yavaş yavaş birikip sinsi bir şekilde toksik etki oluştururlar.

İçindekiler

Ağır Metaller Nelerdir?🏴‍☠️

Günlük hayatta sıklıkla tükettiğimiz birçok gıdada ağır metal bulunmaktadır. Ağır metaller grubunda;

  • Alüminyum
  • Krom

Gibi elementler ile vücudun hiç ihtiyaç duymadığı;

  • Kurşun
  • Cıva
  • Arsenik
  • Kadmiyum
  • Vanadyum
  • Kalay
  • Wolfram
  • Nikel

Ve buna benzer metaller bulunmaktadır. Bu metaller, diğer vitaminler ve mineraller gibi hayati fonksiyonları düzenlemez ve bağışıklık sistemine herhangi bir katkısı yoktur. Yarı elementlerin birçoğu dahil olmak üzere 50’nin üstünde ağır metal bulunmaktadır. Bazı gıdaların içerisinde pek çok ağır metal bulunmaktadır. Bu gıdaların aşırı tüketilmesi ise besin zehirlenmesi başta olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açmaktadır.

Ek Bilgi: Vücudumuzda doğal olarak bulunan bazı metaller, belli bir oranda bulunduğu sürece sağlığımıza olumlu etki etmektedir. Örneğin; demir, kansızlığı önlemekte, çinko 100’den fazla enzim reaksiyonunda yer almaktadır. Ancak metallerin olumlu etkileri, vücutta bulunma oranının düşük olmasına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Metallerin oranı artış gösterdiği zaman, vücutta toksik etkiler oluşturmaktadırlar.

Çinko’nun bilinmeyen 10 faydasını öğrenmek için tıklayınız

Demir içeren besinleri öğrenmek için tıklayınız

Yeryüzündeki tüm canlıların farklı oranlarda ağır metale ihtiyacı vardır. Bu elementler iyileşme sürecini hızlandırır ve hastalıklara karşı vücut direncini arttırır. Ancak ağır metallerin fazla alınması ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Bu nedenle demir ve çinko gibi ağır metal içeren gıdalar bilinçli bir şekilde tüketilmelidir.

Ağır Metal Zehirlenmesi
Çevre Kirliliği Ağır Metal Zehirlenmesine Sebep Olmaktadır

Ağır Metallerin Çevre Kirliliğine Etkileri Nelerdir?🌍

Günümüzde çevre kirliliğinin artmasının ilk nedenleri arasında, ağır metallerin aşırı ve denetimsiz kullanımı gelmektedir. Çeşitli doğa olaylarından sonra suya ve toprağa karışan ağır metaller, doğanın dengesini bozmakta, ekolojik dengenin bozulması ve birçok canlı türünün yok olmasına neden olmaktadır.

Ağır metaller çevre kirliliğine neden olurken, İklim değişiklikleri, asit yağmurlarının artması, kuraklık, sel ve kıtlık gibi felaketlerin çok daha fazla görülmesine de neden olmaktadır. Çevre ve hava kirliliği dolaylı olarak insan vücuduna zarar vermektedir. Kanser, KOAH ve Astım gibi hastalıkların dünya genelinde artmış olması, bunun en büyük kanıtlarından biridir.

Ağır Metal Zehirlenmesi
Bazı Bitkilerde Toprak Kirliliği Sebebiyle Ağır Metaller Bulunur

Ağır Metallerin Bitkiler Üzerine Etkileri🌿

Ağır metallerin en önemli bulaşma kaynağı topraktır. Toprak; yetişen tüm besinlerin besleyici değeri ve ağır metal içeriğini belirleyen en önemli kaynaktır. Verimli ve endüstriyel kirlenmeye maruz kalmamış topraklardan alınan mahsullerin, insan sağlığını etkilemeyecek kadar az ağır metal barındırdığı bilinmektedir. Çeşitli yollarla kirlenen topak içerisinde yetişen besinlerde, ağır metal içerikleri de artmaktadır. Çin’de yapılan araştırmalara göre, trafik yoğunluğu olan ve endüstriyel bölgelerdeki topraklarda üretilen 268 sebze örneğinde çok yüksek miktarda kurşun, kadmiyum, krom, cıva ve arsenik gibi ağır metaller bulunmaktadır. Kök sebzeler olan;

  • Lahana
  • Havuç
  • Kereviz
  • Marul
  • Kuşkonmaz

Gibi sebzelere kirlenmiş topraktan ağır metal bulaşma riski oldukça yüksektir. Dünyada en sık görülen kirlilik endüstriyel kirliliktir. Yapılan araştırmalar ile bu bulgu kanıtlanmıştır.

Ağır metallerin bir diğer bulaşma kaynağı ise kimyasal tarım maddeleri ve gübrelerdir. Tarım toprağının ıslah edilmesi, toprakta ve toprakta yetişen mahsullerin bileşiminde önemli değişikliklere yol açmaktadır. Bu amaçla kullanılan bazı gübreler ve tarımda kullanılan kimyasal maddeler yüksek miktarda toksik metaller içermektedir ve yiyeceklerde de ağır metal kirliliğine zemin oluşturmaktadır. Doğru gübreleme ve uygun doz ile uygulanan ilaçlamayla birçok ağır metal, tahıl ve kuru baklagillerden arındırılabilmektedir.

Bir diğer kaynak ise hava kirliliği. Ağır metal kirliliğinin yüzde 60’ını araçlardan havaya salınan zehirli gazlar oluşturmaktadır. Havaya karışan bu ağır metaller, tarım yapılan tüm alanlarda insan sağlığını olumsuz etkilemektedir.

Bu etkenlerin yanı sıra evlerimizde kullandığımız kalaylı bakır tavalar, cezveler ve tencereler ağır metal kirliliğinin en önemli kaynaklarındandır. Yemekleri bakır kaplarda pişirmek, normalden 7 kat daha fazla kurşun ve bakıra maruz kalarak zehirlenmeye neden olmaktadır.

Ağır Metallerin Vücuda Zararları Nelerdir?⚡

Ağır metaller, ağır sanayi başta olmak üzere birçok sektörde ve üretim tesislerinde kullanılır. Ağır metallerin kullanım oranının dünya genelinde artması ile birlikte insan sağlığına birçok açıdan zarar verdiği de ortaya çıkmıştır.

Ek Bilgi: Ağır metaller, suyun yoğunluğunun 5 katı daha fazla yoğunluğa sahiptir. Vücut bu yoğunluktaki ağır metallerle ilgili herhangi bir işlem gerçekleştiremez. Vücut tarafından işlem gerçekleştirilemeyen ağır metaller, vücutta birikmeye başlar ve olumsuz etkiler meydana getirirler.

Vücudunuzdaki toksik yüklerden kurtulmak için yapabileceğiniz Doğal Detoks Kürü videomuzu da inceleyebilirsiniz.

Ağır Metaller Vücudumuzu Nasıl Zehirler?🤢

Sanayileşme insanların yaşam alanlarındaki toksik ağır metallere daha fazla maruz kalmasına sebep olmaktadır. Sanayileşmenin kirlettiği doğada yetişen bitkisel ve hayvansal gıdaların alımı ve tüketimi, denizlerin kirlenmesi, geri dönüşümlü kullanılan malzemeler, yakıtlar ve bunların kirlettiği, bizlerin de soluduğu hava, günden güne sağlığımızı etkilemekte ve bizleri zehirlemektedir. Ağır metaller çevresel şartlara dayanıklı olduklarından insan vücudunda ve diğer canlılarda birikebilmektedirler. Bu birikme durumunu;

  • Biyoakümülasyon
    • Çevrede bulunan ağır metallerin zaman içerisinde organizmada birikmesi.
  • Biyomagnifikasyon
    • Besin zincirindeki küçük canlılardan daha büyük canlılara doğru gidildikçe katlanarak birikmesidir.

Bu kirleticiler yıllarca birikmekte, bir annenin vücudundan plasenta ile fetüse geçmeye başlamakta ve doğum sonrası da anne sütünden bebeğe geçerek devam edebilmektedir. Bebek vücudunda kalıcı olabilen bu toksik maddelerin insan organizmasına bilinen hiçbir biyolojik katkısı bulunmamaktadır. Bu konuda toksisitesi en yüksek olanlar arasında kurşun, cıva ve kadmiyum gelmektedir. Ağır metallerin ağız, solunum ve cilt yoluyla alımı sonrası kronik olduğu kadar, akut zehirlenmeleri de söz konusu olabilmektedir. Tüm bunlar henüz gelişme dönemindeki fetüs ve çocuğun başta sinir sistemi olmak üzere tüm sistemleri üzerinde zarar verici etki oluşturmaktadır.

Ek Bilgi: Sadece kurşun, cıva vb. maddelerden değil diğer birçok element ağır metal zehirlenmesine sebep olur. Mutfaklarda kullandığımız temizleyiciler ve böcek öldürücü ilaçlarda yüksek oranda ağır metal bulunur. Deterjanlara ve böcek ilaçlarına uzun süre maruz kalan kişilerde baş dönmesi, halsizlik ve kuru öksürük gibi semptomlar ortaya çıkmaktadır.

Ağır metal zehirlenmesinin son yıllarda hızla arttığına değinen uzman doktorlar araştırmalara göre ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 25’inde son 10 yıl içinde ağır metallere bağlı sorunlar meydana geldiğini belirtmektedirler.

Ağır Metallerin İnsan Sağlığına Zararları ve Etkileri👩🏻‍🔬

Vücudumuz işlevlerini yerine getirebilmek, doğru çalışabilmek için bazı metallere ihtiyaç duyar. Bunların eksikliğinde pek çok rahatsızlıklar, hastalıklar ortaya çıkabilir. Özellikle demir, çinko, bakır gibi metallerin yetersizliği, kansızlıktan cilt sorunlarına, saç dökülmesinden bağışıklığın zayıflamasına ve nörolojik bazı sorunlara kadar daha birçok soruna yol açabilir.

Ağır Metal Zehirlenmesi
Ağır Metaller Parazit, Mantar, Bakteri Enfeksiyonlarına Zemin Hazırlarlar.

Ağır Metallerin Vücuda Verdiği Zararlar;

  • Hücrede anormal, yabancı proteinlerin sentezlenmesine yol açarak, en başta otoimmün hastalıklar (Örneğin Romatizma Hastalıklar, Multipl Skleroz denilen nörolojik hastalık, Hashimato Tiroidi ve diğer otoimmün hastalıklar) olmak üzere birçok hastalığın başlamasına sebep olabilirler.
  • Hücrelerin içindeki detoksifikasyon yani toksinlerden arınma yollarını bozarlar.
  • Hücrelerin solunumunu bozarak, boğularak ölmelerine sebep olurlar.
  • Sinir kılıflarına yerleşerek, sinir iletişimini ve iletimini bozarlar.
  • Parazit, mantar, bakteri enfeksiyonlarına zemin hazırlarlar.
  • Vücutta kistler, lipomlar, bezeler, nodüller, miyomlar ve kitlelerin içini depo olarak kullandıklarından bunların ortaya çıkmalarına sebep olurlar.
  • Bağışıklık hücrelerinin işlevlerini bozar, sayılarını azaltırlar.
  • Yağ dokusunda depolanıp kilo artışına veya kilo vermede zorluk çekilmesine sebep olurlar.

Ek Bilgi: Vücudumuz, soluk alıp vermemizle, tükettiğimiz yiyeceklerle ya da cildimizin emmesi sonucu ağır metallere maruz kalabilmektedir. Vücudun fazla miktarda ağır metale maruz kalması durumunda ise, ağır metal zehirlenmesi meydana gelebilmekte ve sağlık sorunları ortaya çıkabilmektedir. Vücudun fazla miktarda ağır metale maruz kalması sonucunda;

  • Organ Hasarı
  • Davranışsal Değişiklikler
  • Düşünme ve Hafıza
  • Kanser
  • KOAH
  • Astım

İle İlgili problemler ortaya çıkabilmektedir. Ağır metallerin en çok rastlanan semptomları ve kişi üzerinde oluşturacağı etki ise, metalin türüne ve vücut sisteminde ne kadar süre bulunduğuna bağlı olarak değişebilmektedir.

Ağır Metallerin Diğer Semptomları Şunlardır;

  • Sinir ve beyin hücreleri üzerinde doğrudan olumsuz etkiler meydana getirirler.
  • Dikkat eksikliğine sebep olabilirler.
  • Otizm’e ya da kronik yorgunluk olarak tabir edilen rahatsızlıklara neden olabilirler.

Bir de vücudumuz için toksik, yani zararlı olan, zamanla vücudumuzda ağır metallerin birikmesine sebep olan durumlar vardır. Bunlar;

  • Hava Kirliliği
  • Sigara
  • Amalgam Dolgular (Cıva, gümüş içerikli diş dolguları)
  • Pişirme Kapları
  • Dövme Boyaları
  • Saç Boyaları‘ dır.
Ağır Metal Zehirlenmesi
Dövme Yapımında Kullanılan Boyalar Ağır Metal İçermektedir.

Bu durumlarda vücudumuzda pek çok kaynaktan aldığımız bu ağır metaller, alındıktan sonra hayati organ ve dokularda birikerek yıllarca vücudumuzda kalıp, genelde hekimlerin ilk etapta aklına gelmese de çoğu hastalığın oluşumuna zemin hazırlamaktadır.

Ağır Metal Zehirlenmesi Nedir?🦠

Ağır metal zehirlenmesi, bakır, fluorid, alüminyum, cıva, kurşun, kadmiyum ve arsenik tarafından vücudumuzda oluşan olumsuzluklar ve ortaya çıkan hastalıklara verilen addır. Farkında olarak ya da olmayarak dışarıdan alınan bu maddeler, içerisinde birikmeye başladığı organa, etkilediği sisteme bağlı olarak psikolojik rahatsızlıklardan tutun da fizyolojik sorunlara kadar geniş bir yelpazede sorunların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

Ağır Metal Zehirlenmesinde Kimler Tehdit Altındadır?👶🏻

Dünya üzerindeki hemen hemen herkes bu riskin doğrudan hedefidir. Ancak yetişkinlere oranla, çocuk ve yaşlılar üzerindeki etkileri daha fazla görülmektedir. Ağır metal zehirlenmelerinden en fazla etkilenenlerden belki de en büyüğü DNA hasarıdır. Hasar alan DNA dolaylı yönden kanseri de tetiklemektedir. Yediden yetmişe birçok insan günümüz şartlarında ağır metal zehirlenmesi ile karşı karşıyadır.

Ağır Metal Zehirlenmesinin Belirtileri Nelerdir?

Ağır Metal Zehirlenmesi
Mide Bulantısı Ve Kusma Ağır Metal Zehirlenmesi Belirtisi Olabilir

Ağır metal zehirlenmeleri, yabancı elementlerin vücutta çeşitli organ ve dokularda zaman içerisinde sinsice birikmesiyle ve daha sonra ağır semptomlar ile kendini belli etmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Ağır metal zehirlenmesi belirtileri şunlardır;

  • Baş Ağrısı
  • Yorgunluk
  • Kas ve Eklem Ağrıları
  • Hazımsızlık
  • Kabızlık
  • Solgunluk
  • Kansızlık
  • Mide Bulantısı ve Kusma
  • Koordinasyon Bozukluğu
  • Baş Dönmesi
  • Halsizlik
  • Depresyon Eğilimi
  • Kemik Erimesi
  • Sık Hastalanma
  • Bunama
  • Alzheimer
  • Parkinson
  • Otoimmün Rahatsızlıklar

Ağır Metaller Zehirlenmesinde Görülen Semptomlar🧬

Kurşun

Kurşun vücuda sindirim ve solunum yolu ile girmekte, mide bulantısı, karın ağrısı ve kusma gibi olumsuz etkiler meydana getirebilmektedir.

Cıva

Çok düşük miktarlarda dahi olsa etkili olabilen bir sinir sistemi toksinidir. Cıva, merkezi sinir sistemini ve böbrek sistemini doğrudan etkilemektedir. Etkilerini organik ve inorganik cıva etkileri olarak ikiye ayırmak mümkündür. İnorganik cıva tuzlarından en çok etkilenen organ böbrek, organik cıva tuzlarından en çok etkilenen organ ise beyin olmaktadır.

Kadmiyum

Vücutta çok uzun süre kalabilme ve çok düşük oranda maruz kalınmış olsa bile yıllar içinde birikebilme özelliğine sahiptir. Kadmiyum adı verilen bu madde solunduğu zaman, vücutta akciğer rahatsızlıkları, kalp damar sistemi ve iskelet sistemi bozukluklarına yol açabilmektedir.

Krom

Cilde temas etmesi halinde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. Krom tozlarının fazla solunması ise, faranjit ve bronşite sebep olabilmektedir. Yapılan araştırmalar kromun akciğer kanseri ile ilişkisi olduğunu ortaya koymuştur.

Arsenik

Arsenik yer kabuğunun doğal oluşumunda bulunan elementlerden biri olarak bilinmektedir. Arsenik element halindeyken toksik etkiye sahip değildir ancak içerdiği bileşikler toksiktir. Arseniğin bir sistemden diğer bir sisteme geçişi genellikle su aracılığı ile olmaktadır. Arsenik zehirlenmesinde ilk olarak yüksek ateş, sinirlilik, karaciğer büyümesi gibi semptomlar ortaya çıkabilmektedir. Diğer belirtileri arasında ise;

  • Ağız Kuruluğu
  • İshal
  • Yutkunma Güçlüğü
  • Kan Basıncında Düşme
  • Kusma ve Karın Ağrısı
  • Göz Kapağı Ödemi (Ağır seyreden durumlarda)
  • Baş Ağrısı
  • Görme Sinirlerinde Meydana Gelen Hasarlar
  • Şuur Kaybı bulunmaktadır.

Bakır

Bakır, küçük ve basit yapısı bulunan canlılar için zehir özelliği taşırken, az miktarda bakır iyonu alınması insan vücudundaki bakır dengesini bozmaktadır. Bu durum ise, vücuttaki enzim aktivitelerinin engellenmesine, karaciğer, beyin ve böbreklerin çalışma düzeninin bozulmasına yol açmaktadır.

Bakır zehirlenmesi sonucu ortaya çıkan semptomlar;

  • Mide Bulantısı
  • Kusma
  • Nefes Darlığı
  • Titreme
  • İshal
  • Karın Ağrısı
Ağır Metal Zehirlenmesi
Vücuttaki Ağır Metal Düzeyi Kan Testleri Yapılarak Anlaşılabilir

Ağır Metal Zehirlenmesi Testi💉

İnsanların vücutlarındaki ağır metalleri test etmek için kullandıkları birçok yol vardır. En sık kullanılan test yöntemi kan, saç ve idrar analizleridir. Bu testler, vücuttaki ağır metal düzeyini öğrenmenin iyi yolu olarak kabul edilirler.

Toksik metalleri test etmenin en iyi yolu, ağır metale maruz kalmadan öncesi ve sonrası için idrar testi yapmaktır. Bu test, EDTA, DMSA veya DMPS gibi verileri kullanarak idrardaki ağır metalleri karşılaştırır. İdrarla atılan maddelerin neler olduğunu, böbreklerde biriken herhangi bir maddenin olup olmadığını anlamaya yardımcı olan birçok test bulunmaktadır.

Ağır Metal Zehirlenmelerinde Kullanılan Antidotlar

Ağır metaller, plastikler, küf ve sentetik kimyasallarla dolu yaşantımızda, vücudumuzun en iyi şekilde çalışması için çalışan, ana detoks yapıcı birçok antioksidan bulunur. Glutatyon da bunlardan biridir. Glutatyonun ne olduğunu, neden buna ihtiyacımız olduğunu, glutatyonun sağlığa faydalarını ve bu güçlü besinden nasıl daha fazla elde edebileceğinizi bu yazımızda sizlerle paylaşacağız.

Glutatyon Nedir?🧪

Glutatyon, insan vücudunun neredeyse her hücresinde bulunabilen, karaciğeriniz tarafından doğal olarak üretilen bir besindir. Üç amino asitten oluşur: sistein, glisin ve glutamat. Glutatyon vücudunuzun toksinleri işlemesine ve yok etmesine yardımcı olur, enerji üretimini destekler, güçlü bir temizleyicidir ve bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Son araştırmalar, vücudunuzdaki glutatyon seviyesinin, uzun ve sağlıklı bir yaşamla ilişkilendirilebilir olduğunu doğrulamaktadır.

Vücudunuz doğal yollardan bir miktar glutatyon üretse de, sağlıksız beslenme, toksinler, ilaçlar, stres ve hastalık, glutatyon seviyenizi tüketir veya üretimini tamamen durdurur. Cıva, kadmiyum, kurşun veya arsenik gibi ağır metallere maruz kalmak da glutatyon eksilmesine yol açabilir.

Düşük glutatyon seviyeleri, romatoid artrit, lupus, crohn hastalığı, multipl skleroz ve sedef hastalığı dahil olmak üzere inflamatuar ve otoimmün hastalıkların başlamasına sebep olmaktadır. Çalışmalar, otoimmün rahatsızlıkları olan hastaların, olmayanlara göre daha düşük kan glutatyon konsantrasyonlarına sahip olma eğiliminde olduğunu göstermiştir.

Yeterli glutatyon olmadan, vücudunuz uygun şekilde detoks yapamaz, bu da toksinlerin kan dolaşımınızda kalması veya yağda depolanması, bağışıklık sisteminizde hasara yol açması ve sizi kronik hastalığa hazırlaması anlamına gelir. Glutatyon İle İlgili Ayrıntılı Bilgi İçin Tıklayınız

Neden Glutatyona İhtiyacımız Var?

Günümüzde, vücudumuz daha önce eşi benzeri görülmemiş miktarda toksine maruz kalmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanım için kayıtlı 80.000’den fazla kimyasal bulunmakta ve her yıl bu listeye yaklaşık 1700 tanesi daha eklenmektedir. Bu endüstriyel kimyasalların çoğu, kozmetik ve kişisel bakım ürünlerimizdeki temel bileşenlerdir. Ortalama yedi yeni endüstriyel kimyasal, ABD hükümeti tarafından günlük olarak onaylanıyor ve bunların %80’i, çok az veya hiç güvenlik testi yapılmadan üç hafta veya daha kısa sürede kullanılıyor.

Giderek daha toksik hale gelen dünyamızın son yarım yüzyılda sık sık ortaya çıkan alerji, astım, kanser ve otoimmün hastalık oranlarında şimdiden çok fazla artış görülebilmektedir.

Glutatyon Ne İşe Yarar?

Glutatyonun birincil işlevlerinden biri, kanınızdaki toksikler ve antioksidanların dengesizliği nedeniyle DNA’nızın hasar gördüğü oksidatif stresten vücudunuzu arındırmaktır. Oksidatif stres, diyabet, ateroskleroz, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, parkinson, alzheimer ve kanser dahil olmak üzere sayısız kronik hastalığın temelinde yer almaktadır.

Toksinleri Temizler

Glutatyon, vücudunuzun açık ara en güçlü toksik temizleyicisidir ve hatta DNA’nızı gelişmiş glikasyonları (AGE’ler) ve reaktif oksijen türleri (ROS) dahil olmak üzere bilinen en zararlı toksiklerden korumaktadır.

Enerji Üretimini Arttırır

Glutatyon, C Vitamini, E Vitamini ve CoQ10 ve Ubiquinol dahil olmak üzere hücrelerinizdeki antioksidanların aktivitesini koordine etmekten sorumludur. Bu aktivite, hücrelerinizi toksinlerden arındırır ve hücrelerinizi ve onların mitokondrilerini (vücudunuza ATP olarak bilinen yakıtı sağlayan hücrelerdeki “enerji santralleri”) oksidatif hasardan koruyarak en yüksek verimlilikte çalışmalarını sağlar.

Bağışıklığı Destekler

Otoimmün rahatsızlıkları olan hastalarda her zaman farkedilen şey, düşük glutatyon seviyeleridir. Glutatyon yetersizliğinden dolayı, toksinler ve ağır metaller birikip vücudunuzda hasara yol açtığından, glutatyon takviyesi ile bağışıklık sisteminize yönelik saldırılara karşı daha fazla korunabilirsiniz.

Normal seviyelerde bulunan glutatyon, beyaz kan hücresi sayısını artırarak bağışıklık sağlığının desteklenmesine yardımcı olur. Beyaz kan hücreleri, vücudunuzu enfeksiyonlara, hastalıklara ve hatta kanser hücrelerine karşı koruyan bağışıklık hücreleridir.

Vücudunuzdaki glutatyon seviyesini olması gereken düzeyde tutmak istiyorsanız, doğal gıdalar tüketebilir ve takviyeler kullanabilirsiniz.

Ağır Metal Zehirlenmesi
Normal Yollardan Glutatyon Almak İçin Taze Ve Doğal Ürünleri Tercih Edin

Ek Bilgi: Takviye alımından önce işinde uzman birine veya hekiminize başvurmanız gerekmektedir.

Glutatyon İçeren Besinler🧄

Otoimmün hastalığınız, ağır metal aşırı yükü veya başka bir kronik hastalığınız varsa, durumunuzun üstesinden gelmek için yeterli glutatyonu tek başına yiyeceklerden almanız zor olabilir.

Glutatyon’un en fazla bulunduğu besinler;

  • Sarımsak
  • Soğan
  • Brokoli
  • Lahana
  • Karnabahar
  • Turpgiller’dir.

Ağır Metal Zehirlenmesi Tedavisi💊

Hafif seyreden ağır metal zehirlenmesi vakalarında, ağır metallere teması ortadan kaldırmak, durumu tedavi etmek için yeterli olabilir. Altta yatan nedene bağlı olarak, kendinize biraz zaman ayırmak veya beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmek anlamına gelebilir.

Doktorunuz ağır metallere ile temasınızı nasıl azaltacağınız konusunda size daha faydalı önerilerde bulunabilir.

Ağır metal zehirlenmelerinde, daha ciddi vakalar için standart tedavi şelasyon tedavisidir. Bu, vücudunuzdaki ağır metalleri temizleyen bir hap veya enjeksiyon yoluyla ilaç verilerek yapıla tedavi yöntemidir. Bu ilaçlar şelatör olarak bilinir. Şelatörler, vücudunuzdaki zararlı metallere ulaşıp, onları atık olarak vücudunuzdan atmaya yardımcı olur.

Şelasyon Tedavisi Nedir?

Şelasyon tedavisi, cıva veya kurşun gibi ağır metallerin kandan uzaklaştırılması için kullanılan bir yöntemdir. Birçok metal zehirlenmesi türü için standart tedavilerden biridir.

Şelasyon Tedavisi Nasıl Yapılır?

Şelasyon tedavisi, şelatör adı verilen bir tür ilacın enjekte edilmesi ile yapılan tedavidir. Bazı yaygın şelatörler arasında etilendiamintetraasetik asit (EDTA), dimerkaptosüksinik asit ve dimerkaprol bulunur.

Bazı şelatörler, belirli metalleri diğerlerine göre vücuttan daha hızlı şekilde uzaklaştırmaktadır. Şelatörler, kan dolaşımına enjekte edildikten sonra kanda dolaşarak metallere bağlanırlar. Bu şekilde şelatörler, tüm ağır metalleri böbreklerden süzülerek idrarla salınan bir bileşiğe dönüştürürler.

Şelasyon Tedavisinin Faydaları

Şelasyon tedavisi, aşağıdakiler de dahil olmak üzere çeşitli ağır metalleri kandan uzaklaştırmak için en etkili yoldur;

  • Kurşun
  • Arsenik
  • Cıva
  • Demir
  • Bakır
  • Nikel

Aşağıda listelenenler de dahil birçok şey ağır metal zehirlenmesine sebep olur;

  • Kirli Su İçmek
  • Kirli Havayı Solumak
  • Kurşun İçeren Boya Parçalarını Yutmak ya da Uzun Süre Temas Etmek

Bununla birlikte, çeşitli koşullar vücutta belirli ağır metallerin birikmesine de yol açabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

  • Wilson hastalığı, vücutta bakır zehirlenmesine neden olan genetik bir bozukluktur.
  • Vücudun yiyeceklerden çok fazla demir emmesine neden olan bir hastalık olan hemokromatoz
  • Vücutta alüminyum birikmesine neden olabilen diyaliz gerektiren kronik böbrek hastalığı
  • Vücutta demir birikmesine neden olabilen, sık kan nakli gerektiren talasemi gibi kan hastalıkları

Şelasyon Tedavisinin İyileştirdiği Hastalıklar💖

Kalp hastalığı

Bazı insanlar atardamarlarda plak birikmesine neden olan aterosklerozu tedavi etmek için şelasyon tedavisi kullanımını önerirler. Bu rahatsızlık zamanla, kalp hastalığına yol açabilir. Yapılan araştırmalarda şelatörlerin plakta bulunan kalsiyuma bağlandığını ve plak birikimini azaltmaya ve vücuttan uzaklaştırmaya yardımcı olduğunu ortaya koymuştur.

Şeker Hastalığı

Şelasyon tedavisi diyabeti tedavi etmez. Ancak diyabet hastalarında kalp problemlerinin oluşma riski çok yüksektir. Şelasyon tedavisi bu riski azaltabilmektedir.

2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre, şelasyon tedavisi diyabetli kişilerde kalp sorunları riskini büyük ölçüde azaltmaktadır. Bu ilk bulgular umut verici olsa da bu tedavi yöntemiyle ilgili daha kapsamlı araştırmaya gerek duyulmaktadır.

Şelasyon Tedavisinin Riskleri Nelerdir?

Şelasyon tedavisi, hafif ya da şiddetli yan etkiler gösterebilen güçlü şelatörlerin kullanılmasını gerektirir. Şelasyon tedavisi sırasında görülen en yaygın yan etki iğne yapılan yerde ve çevresinde bir yanma hissedilmesidir. Diğer hafif ve orta dereceli yan etkiler şunlardır;

  • Ateş
  • Baş Ağrısı
  • Mide Bulantısı ve Kusma

Ağır seyreden yan etkiler;

  • Düşük Kan Basıncı
  • Anemi
  • Kalp Ritim Bozukluğu (Kardiyak Aritmiler)
  • Nöbetler
  • Beyin Hasarları
  • Vitamin ve Mineral Eksiklikleri
  • Kalıcı Karaciğer ve Böbrek Rahatsızlıkları
  • Ölümcül Hipokalsemi (Çok Düşük Seviyelerde Kalsiyum)
  • Anafilaktik Şok
  • Alerjik Reaksiyonlar
Önemli Bilgi: Tehlikeli yan etkiler nedeniyle, şelasyon tedavisinin yalnızca, faydalarının risklerinden çok daha fazla olduğu metal zehirlenmelerinin tedavisinde kullanılması önerilir.
Önemli Bilgi: Şelasyon tedavisi, ağır metalleri kandan uzaklaştırmak için kullanılan güçlü bir tedavidir. Bazı insanlar, otizm ve Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere diğer durumları da tedavi edebileceğini düşünmektedir. Ancak araştırmacılar, bu tedavinin ağır metaller arasında bir ilişki olup olmadığını hala tam olarak anlamış değiller. Ayrıca şelasyon tedavisi bazı ciddi riskler taşımaktadır. Şelasyon tedavisinin şimdiye kadar gözlemlenen faydaları, riskleriden daha fazla değildir.

Ağır Metal İçeren Besinler🐠

Ağır metaller; doğada genellikle çevre kirliliğine neden olan ve insanlar üzerinde sağlığı olumsuz etkileyen metaller için kullanılan bir terimdir. Kurşun, kadmiyum, bakır, alüminyum, nikel, arsenik ve cıva en sık etkileşimi bulunan 60 çeşit ağır metalden sadece birkaçıdır.

Çeşitli yollarla etrafa saçılan bu metaller, tahıllara, hayvanların beslendiği otlardan et ve sütlerine, kirli sulardan balıklara ve evde yiyeceklerimizi pişirmek ve saklamak için kullandığımız kaplardan bulaşabilmektedir. En tehlikeli olanları da endüstriyel atıklar ve yer altı su kaynaklarına yayılmış olan ağır metallerdir.

Ağır metallere maruz kalmamak için;

  • Renkli şekerleri, boyalı pastaları, güvenilir olduğundan emin olmadığınız paket besinleri tüketmemelisiniz.
  • Alüminyum tencerelerde asitli besinler saklamayın ve yüksek ısılarda yemek pişirmeyin.
  • Şişe su tüketin.
  • Organik besinler tüketmeye özen gösterin.
  • Bakır kaplarınızı pişirme ve yiyecek saklamak için kullanmayın.
  • Besinleri en iyi şekilde yıkayın ve sirkeli suda bekletin. Bu yöntem ağır metalleri yiyeceklerinizden uzak tutmak için oldukça etkilidir.
Ağır Metal Zehirlenmesi
Balıklar Bulundukları Bölgelere Bağlı Olarak Vücutlarında Ağır Metal Biriktirirler

Ağır Metal İçeren Balıklar🐟

Balık, tüketebileceğiniz en sağlıklı besinlerden biridir. Bunun nedeni harika bir protein ve sağlıklı yağ kaynağı olmasıdır. Bununla birlikte bazı balık türleri yüksek miktarda cıva içerebilir. Cıva, havada, suda ve toprakta doğal olarak bulunan bir ağır metaldir. Ancak doğal yolların dışında endüstriyel atıklarla birlikte çevreye salınmaktadır. Cıvaya maruz kalmak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.

Cıvaya genellikle balık ve kabuklu deniz ürünleri yiyerek maruz kalınmaktadır. Çünkü bu hayvanlar su kirliliği nedeniyle yüksek oranda cıva emerler. Zamanla, metil cıva adı verilen bu maddeler vücutlarında yoğunlaşabilir. Metil cıva oldukça zehirlidir ve vücudunuzda belirle seviyelere ulaştığında ciddi sağlık sorunlarına neden olur.

Ağır Metal Zehirlenmesi
Suların Kirlenmesi Sebebiyle Birçok Balıkta Yüksek Miktarda Ağır Metal Bulunur

Ek Bilgi: Cıva doğal olarak oluşan bir ağır metaldir. Balıkların vücutlarında oldukça

toksik olan metil cıva şeklinde birikebilmektedir.

Balık ve diğer deniz ürünlerindeki cıva miktarı, türlere ve çevredeki kirlilik seviyelerine bağlıdır. 1998’den 2005’e kadar yapılan bir araştırma, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 291 nehirden alınan balıkların %27’sinin önerilen sınırdan fazlasını içerdiğini kanıtlamıştır. Daha büyük ve daha uzun ömürlü olan balıklar çok yüksek miktarlarda cıva içermektedir. Balık türü ne kadar uzun yaşayan bir türse, vücuduna emdiği ve biriktirdiği cıva miktarı da o kadar fazla olmaktadır.

Ağır metal içeren balıklar şunlardır;

  • Köpekbalığı
  • Kılıç Balığı
  • Ton Balığı
  • Merlin
  • Kral Uskumru
  • Çini Balığı
  • Kuzey Turna
Önemli Bilgi: Daha büyük balıklar, az miktarda cıva içeren birçok küçük balık ile beslenebilmektedir. Vücutlarından kolayca atılamadığı için, cıva seviyeleri zamanla birikmektedir. Bu süreç biyobirikim olarak adlandırılır.

Balıklardaki cıva seviyeleri milyonda bir birim (ppm) ile ölçülür. İşte farklı balık ve deniz ürünleri türlerinde en yüksekten en düşüğe doğru ortalama seviyeler;

  • Kılıç Balığı: 0.995 ppm
  • Köpekbalığı: 0.979 ppm
  • Kral Uskumru: 0.730 ppm
  • Büyük Gözlü Ton Balığı: 0.689 ppm
  • Merlin: 0,485 ppm
  • Konserve Ton Balığı: 0.128 ppm
  • Morina: 0.111 ppm
  • Amerikan Istakozu: 0.107 ppm
  • Lakerda: 0.089 ppm
  • Ringa Balığı: 0.084 ppm
  • Hake: 0.079 ppm
  • Alabalık: 0.071 ppm
  • Yengeç: 0.065 ppm
  • Haddock: 0.055 ppm
  • Mezgit: 0.051 ppm
  • Atlantik Uskumru: 0.050 ppm
  • Kerevit: 0.035 ppm
  • Pollock: 0.031 ppm
  • Yayın Balığı: 0.025 ppm
  • Kalamar: 0.023 ppm
  • Somon: 0.022 ppm
  • Hamsi: 0.017 ppm
  • Sardalya: 0.013 ppm
  • İstiridye: 0.012 ppm
  • Tarak: 0.003 ppm
  • Karides: 0.001 ppm

Ek Bilgi: Farklı balık türleri ve diğer deniz ürünleri, değişen miktarlarda cıva içerir. Daha büyük ve daha uzun ömürlü balıklar genellikle daha yüksek seviyeler içerir.

Ağır Metal Zehirlenmesi
Büyük Balıklar Ve Uzun Ömürlü Balıklarda Yüksek Oranda Ağır Metal Bulunmaktadır

Balıklarda ve İnsanlarda Ağır Metal Birikimi🦐

Balık ve kabuklu deniz ürünleri yemek, insanlarda ve hayvanlarda cıva maruziyetini arttırmaktadır. Maruz kalma kısa süreli ya da az miktarlarda bile olsa ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. (1*) İlginç bir şekilde, deniz suyu eser miktarda metil cıva içermektedir. Ancak yosun gibi deniz bitkileri metil cıvayı bünyelerinde biriktirirler.

Balıklar daha sonra yosunları yer, cıvasını emer ve vücutlarında tutarlar. Daha büyük, yırtıcı balıklar, daha küçük balıkları yiyerek yüksek miktarlarda cıvayı vücutlarında biriktirirler. Aslında, daha büyük yırtıcı balıklar, tükettikleri balıklardan 10 kat daha fazla cıvayı vücutlarında tutmaktadırlar. Bu işleme biyomagnifikasyon denir (2*)

Ek Bilgi: ABD devlet kurumları, kandaki cıva seviyenizi litre başına 5.0 mcg’nin altında tutmanızı tavsiye etmektedir. 89 kişide yapılan bir ABD araştırması, cıva seviyelerinin litre başına ortalama 2.0-89,5 mcg arasında değiştiğini buldu. Yüzde 89’luk bir oran maksimum sınırdan daha yüksek seviyelere sahipti. (3*) Ek olarak, bu çalışma fazla miktarda balık tüketiminin vücutta daha fazla cıva birikimiyle doğru orantılı olduğunu belirtmektedir. Dahası, birçok araştırma, düzenli olarak turna ve levrek gibi büyük balıkları yiyen insanların daha yüksek cıva seviyelerine sahip olduğunu belirledi.

Özet Bilgi: Çok fazla balık yemek- özellikle daha büyük balık türleri- vücutta çok fazla cıva birikmesine sebep olmaktadır.
Ağır Metal Zehirlenmesi
Büyük Ve Uzun Ömürlü Balıklarda Ağır Metal Bulunma Olasılığı Çok Yüksektir

Ağır Metal İçeren Balıkların Sağlığa Olumsuz Etkileri🦈

Cıvaya maruz kalmak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Hem insanlarda hem de hayvanlarda, yüksek cıva seviyeleri, beyinde sağlık sorunlarının meydana gelmesine sebep olabilir. Ek olarak, yüksek dozda cıvaya maruz kalmak, yüksek tansiyon, artan kalp krizi riski ve daha yüksek “kötü” LDL kolesterol gibi hastalıkların oluşma riskini arttırmaktadır. (3*) (4*)

Ek Bilgi: Aşırıya kaçmamak şartı ile normal seviyelerde balık tükettiğinizde, ağır metallere maruz kalma riskinizi en aza indirmiş olursunuz.

Balıklardaki cıva herkesi aynı şekilde etkilemez. Bu nedenle, bazı insanlar ekstra özen göstermelidir. Risk altındaki kişiler genellikle hamile olan kadınlar, emziren anneler ve küçük çocuklardır. Fetüsler ve çocuklar cıva toksisitesine karşı daha savunmasızdır ve cıva hamile bir annenin fetüsüne veya emziren bir annenin bebeğine kolayca geçebilir. Bir araştırma sonucunda, anne karnındayken cıvaya maruz kalan çocukların dikkat, hafıza, dil ve motor becerilerinin zayıf olduğu ortaya çıkmıştır. (5*) (6*)

Özet Bilgi: Genel Olarak balık yemekten korkmamalısınız. Balık önemli bir omega 3 kaynağıdır ve bunun yanında birçok faydası bulunmaktadır. Çoğu insanın haftada en az iki porsiyon balık yemesi tavsiye edilmektedir. Bununla birlikte, Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), hamile veya emziren kadınlar gibi ağır metal zehirlenmesi riski taşıyan kişilere aşağıdaki önerileri akılda tutmalarını tavsiye etmektedir. (7*)

Balık tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler;

  • Her hafta 2-3 porsiyon (227-340 gram) balık yemelisiniz.
  • Somon, karides, morina ve sardalye gibi cıva oranı düşük balıkları ve deniz ürünlerini tercih etmelisiniz.
  • Meksika Körfezi’nden ithal gelen kiremit balığı, köpekbalığı, kılıç balığı ve kral uskumru gibi cıva oranı yüksek balıkları tüketmekten mümkün olduğunca kaçınmalısınız.
  • Taze balık seçerken, geldiği akarsuları, gölleri ve denizleri araştırmaya özen göstermelisiniz.
  • Bu ipuçlarını aklınızda tutarak, ağır metale maruz kalma riskinizi en aza indirebilir, yediğiniz balıktan da sağlık açısından birçok fayda sağlayabilirsiniz.

Ağır Metal Detoksu Nedir?🧉

Her insan toksinlerin bedenine girmesine engel olmak ister. Fakat bir kez girdiklerinde idrar, dışkı, ter, balgam, kulak burun akıntısı, egzama, sivilce ve kepeklerle vücut doğal olarak kendisi atar. Ağır metal detoksu vücuttaki toksinlerin vücuttan hızlı atılmasını sağlamaktadır.

Ağır metal toksisitesi (ağır metal zehirlenmesi) ile ilgili semptomlar ve hatta kronik hastalıklar artık milyonlarca insanın uğraştığı bir sorun olarak kabul edilmektedir.

Neden hasta oluyoruz yazımızda anlattığımız gibi, maruz kaldığımız ağır metal tehdidinin fazla olmasından, bir de üstüne yanlış yaşam tarzı ve beslenmeden kaynaklı vücudumuza giren toksinleri, bedenimizin kendi kendine temizlemeye çalışmasından dolayı, görevli organlar gerçekte yapması gereken işleri yapamaz hale gelirler.

Ek Bilgi: Maruz kaldığımız ağır metal tehdidini hafifletmek mümkün olsa da

tamamen kaçmak mümkün değildir. Öncelikle beslenmenizi düzelterek toksin girişini durdurmalısınız.

Ağır Metal Yükü

Doğal detoksifikasyon haricinde bedeninize destek olarak, toksinlerinizin yağda ve suda çözünmesini sağlayacak kürleri yapmanız gerekmektedir. Eğer sadece birinci aşamayı geçirir de ikinci aşamaya geçmezseniz, (yani yağda çözünme olur suda çözünme olmazsa) bedeniniz detoksa hiç başlamadığı halinden daha kötü bir durumda demektir. Birinci aşama sizi, bedeninizdeki yağda depolanan toksinlere maruz bırakıyor demektir.

Bu sürecin büyük kısmı, bedeninizin ikinci aşamaya geçebilmesini sağlayan belli kimyasallara, yani “kofaktörlere” ihtiyaç duyan karaciğerinizde gerçekleşir. Eliminasyon diyetindeki, besleyiciliği yüksek gıdalar sizi kofaktörler bakımından destekleyecek biçimde hazırlanmıştır. (Listedeki bütün gıdaları, olabildiğince çok tüketmelisiniz.)

İkinci aşamayı tamamlayabilmek için bedeniniz gereğinden fazla enerjiye ihtiyaç duyacaktır. Bunun içinde bol bol protein almanız gerekmektedir. Bedeninizin detoks yapabilmesi için, enerjiye ve başka yaşamsal besinlere ihtiyacı olduğundan, sağlığı korumak için genel tavsiyeler yazımızda anlattığımız gibi, yemeklerinizi ağır ağır ve uzun süre çiğneyerek yemelisiniz, çünkü çok çiğnemek ve yavaş yemek, gıdanın enerjisini tam almak demektir.

Ağır Metal Zehirlenmesi
Vücutta Bulunan Pek Çok Toksin Bağırsakta Biriktiği İçin Bağırsak Sağlığı İçin Detoks Önerilmektedir

Ağır Metal, İnce Bağırsak ilişkisi

İnce bağırsağınız detoksun bir başka önemli parçasıdır: Pek çok toksin bağırsakta işlendiği için bedeninizin geri kalan kısımlarına geçmeleri gerekmez. Bu sürecin doğru ilerlemesi için sağlıklı bir bağırsak sisteminizin olması gerekir. (Mide, Bağırsak, sibo, candida, bağırsak tavsiye ve geçirgen bağırsak adlı yazılarımızdan detaylı bilgi alabilirsiniz.)

Detoks sürecini desteklemek için doğru egzersizler yaparak terlemeniz gerekmektedir. Egzersiz yapamıyorsanız, imkanınız varsa infrared (kızıl ötesi) saunalardan faydalanarak ve bu süreçte bol su tüketerek terlemeye çalışmalısınız.

Ek Bilgi: Son üç ayda ağır metallere maruz kalıp kalmadığınızı, kırmızı kan hücreleri

(alyuvar ya da eritrosit de denen RBC) testi yaptırarak öğrenebilirsiniz. Bu kırmızı kan hücrelerinin ömrü üç ay kadardır. RBC testinizin sonucu yediğiniz gıdayla, diş dolgularınızla ya da soluduğunuz havayla ne kadar ağır metal aldığınızı gösterecektir.

Gündelik yaşamda ne gibi önlemler alabileceğinizi yazımızın devamında bulabilirsiniz.

Risk Faktörlerini Azaltın〽

Amalgam dolgu: Cıva çok zehirli bir madde olarak bilinmektedir ve bu ağır metalin bulunmasını isteyeceğiniz en son yer ağzınızın içidir. Eğer dişlerinizde amalgam dolgu varsa, bunları daha sağlıklı dolgu malzemeleri ile değiştirmelisiniz. Amalgam dolgu sökme protokolünü uygulayan diş hekimleriyle bu işlemi yapmalısınız.

Ek Bilgi: Amalgam dolgunun hiçbir zararı olmadığını söyleyen kişilere itibar etmeyiniz. Özellikle ağır metal zehirlenmelerine karşı çok daha hassas olan çocuklarda, bu tehlikenin daha da ciddi boyutta olduğunu bilmelisiniz.

Sigara: Sigara hayli toksik bir ağır metal olan kadmiyum, alüminyum ve kurşun gibi ağır metaller içerir.

Mutfak malzemeleri: Yemeklerinizi ağır metal içeren mutfak gereçleriyle zehirlemeyin. Teflonlar, seramik kaplama tavalar, hatta yapışmaz özellikli tüm mutfak malzemelerinizi çelik olanlarıyla değiştirmelisiniz. Alüminyum folyo kullanmamaya özen göstermelisiniz. Özellikle ısıyla temas eden alüminyum pişirdiğiniz yemeğin içine yüksek miktarda alüminyum karışmasına neden olmaktadır.

Yiyeceklerinizi saklarken plastik kaplar yerine cam olanları tercih etmelisiniz. Cam ürünlerini seçerken de güvenilir markaları tercih etmelisiniz. Kadmiyum, arsenik ve kurşun gibi ağır metaller ucuz, markası belli olmayan cam bir çanakta bile karşınıza çıkabilmektedir.

Aşı: Tüm aşıların içinde koruyucu madde olarak cıva kullanılır. Grip aşısı gibi düzenli yapılan aşılar vücutta cıva birikimine yol açmaktadır.

Ağır Metal Zehirlenmesi
Fabrikalardan Çevreye Yayılan Zehirli Gazlar Ağır Metal Zehirlenmesine Sebep Olur

Hava kirliliği: Hava kirliliğinden tamamen kaçınmak mümkün olmasa da, evinizi seçerken trafik yoğunluğu çok olan caddelerden, otobanlardan uzak bir bölgede olmasına dikkat etmelisiniz.

Deniz ürünleri: Bir balık ne kadar büyükse o kadar çok ağır metal, özellikle de cıva içerir. Yoğun ağır metal içerenlerin başında kılıç balığı ve köpekbalığı geliyor. Kirli sularda yaşamayı seven midye, tam bir ağır metal yuvasıdır. FDA tarafından 2004 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre, yabani somon balığı, dil balığı, sardalye ve karides, cıva birikimi düşünüldüğünde en güvenli seçenekler arasında yer almaktadır.

Ucuz giysiler: Ağır metaller tekstil ürünlerinde bile karşımıza çıkmaktadır. Nerede, nasıl yapıldığı, ne tür bir kumaş boyasıyla boyandığı belli olmayan, şaşırtıcı derecede ucuz giysilerden uzak durmalı ve özellikle önü plastik baskılı tişörtleri çocuklarınıza giydirmemelisiniz.

Evinizdeki gizli tehlikeler: Su tesisatınızın suyunuzu kirletmediğinden emin olmalısınız. Eğer evinizin su tesisatı eskiyse büyük ihtimalle suyunuza, kurşun gibi ağır metaller karışıyordur. Bu sebeple tesisatınızı yeni ve güvenli bir sistemle değiştirmelisiniz. Bir diğer ağır metal kaynağı da boyalardır. Evinizi boyatırken kullanılan boyanın ağır metalleri içermediğinden emin olmak için güvenilir markaları tercih etmelisiniz.

Floresan ampuller: Kırılmadıkları sürece bir sorun teşkil etmezler fakat kırıldıkları anda hemen pencereleri açmalı ve odayı birkaç saat havalandırmalısınız.  Risk almamanız için kullanmamanız tavsiye edilmektedir.

  • 1987 yılında 23 aylık bir bebek ani kilo kaybı, el ve ayak parmaklarında kızarıklık ve soyulma gibi şikâyetlerle hastaneye kaldırılmış. Uzun araştırmalar sonucunda, sebebinin çocuğun odasında bulunan kırık bir floresan ampul olduğu anlaşılmış. Ampulün kırık parçaları temizlense de, takılı şekilde bırakıldığı için ortama cıva saçmaya devam ediyormuş!” Etrafınızda bulunan, günlük hayatta kullanılan birçok eşya ağır metal içermektedir. Bu konuda özenli ve dikkatli olmanız gerekmektedir. Çocuğunuzun ateşini içi cıvayla dolu eski usul derecelerle ölçüyorsanız, onları da hemen değiştirmelisiniz.

Vitamin ve Mineralleriniz Kaybetmeyin!

Konvansiyonel tıp, birçok sağlık probleminin arkasında karşımıza çıkan bu tehdidi, yani ağır metal zehirlenmesi olasılığını göz ardı etme eğilimindedir. Hem de son derece sık rastlanan bir sorun olmasına rağmen. Diyelim ki ağır metal zehirlenmesi olasılığını araştırmaya gönüllü bir uzmana rastladınız, bu defa da başka bir problem söz konusudur: Konvansiyonel tıp, sizi kimyasal ajanlarla tedavi etmektedir.

Kimyasal ajanlarla uygulanan bu tedavi ise ayrım gözetmeden zararlı zararsız vücuttaki tüm metalleri atar. Bunun yerine kimyasal olmayan çözümler yani organik beslenme ve extra şifalı bitkilere başvurmalısınız. Böylece bağışıklık sisteminiz, ağır metallerden arınırken değerli mineralleri de korumaktadır. Unutmayın, ağır metallerin vücuttan temizlenmesi uzun zaman almaktadır. Bu yüzden sabırlı davranıp, beslenme düzeninizi bozmadan devam etmeniz gerekir.

Ağır Metal Kürü Şifalı Bitkiler🌱

Spirulina

Ilık su kaynaklarında yetişen, bir çeşit mavi-yeşil su yosunu olan bu tek hücreli organizmanın cıva, arsenik, kurşun gibi vücuttaki zararlı metalleri atmak, hatta bağışıklık sistemini radyo aktif maddelerden arındırmak gibi faydalı birçok özelliği bulunmaktadır.

Spirulina ile ilgili önemli bir çalışma: Bangladeş’te içme suları bol miktarda arsenik içermektedir ve 1990’ların ortalarına kadar ağır metal zehirlenmesi vakaları da ölümle sonuçlanmıştır. Ta ki 1995 yılında yapılan bir araştırmayla spirulina adı verilen bitkinin, vakaların %83’ünü iyileştirdiği görülünceye kadar…
Spirulina’nın uzmanlık alanı sadece ağır metaller değildir. Spirulina değerli bir protein kaynağıdır, içeriğinde birçok önemli amino asit, vitamin ve mineral barındırır, kalp ve damar sağlığını korur, yüksek tansiyona iyi gelir, bağışıklık sistemini güçlendirir. Herhangi bir yan etkisi olmayan bu şifalı bitkiden herkesin faydalanması tavsiye edilmektedir.
Ağır Metal Zehirlenmesi
Bilinen En Şifalı Bitkilerden Biri Olan Zerdeçal Ağır Metal Detoksunda Kullanılmaktadır

Zerdeçal

Bu değerli kök bitkisinin, yediğimiz balıktan, amalgam dolgulara kadar birçok yerde karşımıza çıkan cıva zehirlenmesinde etkili olduğunu gösteren klinik çalışmalar bulunmaktadır. Kanserden Alzheimer’a karşı koruyucu, hatta hastalığın seyrini değiştiren zerdeçala şifalı gücünü veren kurkumin maddesidir. Bu güçlü antioksidanın vücudu civadan arındırdığına işaret eden birkaç araştırma bulunmaktadır.

Vücuttaki cıva fazlalığının Alzheimer hastalığına sebep olduğu düşünülmektedir. Çünkü alzheimer vakalarında araştırılması gereken ilk unsurlardan biri ağır metal, özelikle de alüminyum ve cıva zehirlenmesidir. Bu maddelerden vücudumuzun arınması için kullanılan kurkumin maddesi, sadece antioksidan gücüyle beyin hücrelerini korumakla birlikte, beyinde biriken cıvayı da sistemden atmaya yaramaktadır. Tabii ki cıva zehirlenmesinin etkileri sadece beyin hücrelerine verdiği zararla sınırlı kalmamaktadır.

Halsizlikten, otoimmün hastalıklara sebep olmaya kadar birçok zararı bulunmaktadır. Zerdeçalı tüm yemeklerinizin temel baharatı olarak kullanmanız ve vücudunuzu arındırmak için zerdeçal içeren detoks kürlerini uygulamanız tavsiye edilmektedir. Karabiberde bulunan piperidin/piperine etken maddesi, zerdeçalın emilimini 20-30 kat arttırmaktadır. Emilimi biraz daha artırmak istiyorsanız üzerine zeytinyağı da ekleyebilirsiniz.

Zerdeçal Kullanımı İçin Tarif:

  • 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal
  • 1/2 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı kadar da sızma zeytinyağını karışıma ekleyiniz. Bu karışımı çorba, yemek ve salatalarınızda kullanınız. Sabah akşam mutlaka tüketiniz.

Diğer sebzeler

Sebzeler vücuttan ağır metallerin atılmasında önemli bir yere sahiptir. Bu faydalı sebzelerin başında soğan ve sarımsak gelmektedir. Zengin sülfür içerikleri, brüksel lahanası, brokoli, karnabahar ve lahanada da bulunmaktadır. Ispanak, pazı, karalahana, maydanoz, kişniş gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler de ağır metallerin atılmasında rol oynamaktadır.

Ağır Metal Kürü🍵

Ağır metal detoks kürü ile maruz kaldığınız ağır metalleri azaltmak, besinlerle vücuttan atılmalarını sağlamak mümkündür. Besinlerle birlikte ekstra bir destek için üç ayda bir ağır metal detoks kürünü uygulamanız tavsiye edilmektedir. Eğer;

Ek Bilgi:  Eliminasyon diyetini uygulayanlar, ağır metal detoks kürünü, eliminasyon programından sonra ek gıdaları listelerine ekleyip uygulayabilirler. 7 günlük ağır metal detoks kürünü isteğe bağlı olarak 15 güne kadar uzatabilirsiniz.

Gündüzü uzun yaşayanlar, sabah kahvaltıyı en geç saat 07:00 – 08:00 arasında yapanlar, öğlen 13:00 de acıktıklarında öğlen yemeği yiyebilirler. Öğlen yemek yensin veya yenmesin her iki durumda da ağır metal detoks içeceği içilmelidir.

Ağır Metal Kürü, Detoks İçecek Tarifi🥤

  • 1 adet orta boy havuç
  • 1 adet küçük boy kırmızı pancar
  • 10 sap taze ıspanak
  • 7 sap taze fesleğen
  • 1 adet kereviz sapı
  • 1 portakal
  • 2 parmak büyüklüğünde taze zencefil kökü
  • 1 limon

Tüm karışımları 1 fincan içme suyuyla beraber katı meyve sıkacağından geçirin ve her gün taze olarak hazırlayıp tüketin.

Ağır Metal Kürü Kahvaltı 🍳

  • Yeşil çay (şekersiz) 1 bardak
  • 10 adet zeytin + 20 ml zeytin yağı (içmek için)
  • Salata: En az 5 çeşit renkli mevsim yeşillikleri (ıspanak, roka, maydanoz, marul, kuzukulağı, dereotu, taze soğan, brokoli, havuç, kırmızı pancar, karpuz turp vb.), 1-3 yemek kaşığı zeytinyağı.
    • Limon suyu
    • 1 yemek kaşığı çörek otu yağı
    • 1 yemek kaşığı keten tohumu yağı
    • Ev yapımı elma sirkesi ile hazırlanan sosu salatanıza ekleyin.
    • 1 tatlı kaşığı toz zerdeçal
    • 1/2 çay kaşığı karabiber
    • 1 yemek kaşığı zeytinyağı ile sos hazırlayıp salata ve yemeklerde mutlaka kullanınız.
    • 5 adet ceviz veya •10 adet badem suda bekletip dönüşümlü olarak tüketebilirsiniz) Suda bekletme süresine dikkat ediniz. (Ceviz 4 saat, Badem 8-12 saat suda bekletilmelidir).
    • 3 adet gün kurusu kayısı, 5 adet incir veya 5 adet hurma (incir, hurma, kayısı dönüşümlü tüketebilirsiniz)

Kahvaltıdan sonra en az 2 saat su ve benzeri hiçbir şey içmemelisiniz. 2 saat sonra 1-3 bardak su, yudum yudum mutlaka içilmelidir. Günlük içilebilen miktar kilo/34 olarak hesaplanmış, bu hesapla 50 kg bir insan, bayan erkek fark etmez 50/34= 1,47 yani 1,5 lt su içmesi uygun görülmüştür. İçtiğiniz bütün sıvılar bu ölçüye dahildir. Gün içinde bitirmek şartı ile istediğiniz saatte tüketebilirsiniz.

Ağır Metal Kürü 1. Ara Öğün🌮

Kahvaltıdan en az 3 saat sonra,1 bardak  ağır metal detoks içeceği içilmelidir.

Ağır Metal Kürü Öğlen Yemeği🥣

Sabah kahvaltısından sonra en az 5 saat geçmiş ve acıkmışsanız öğlen yemek yiyebilirsiniz. Haftada 2 gün, 1 porsiyon kuru baklagil tüketmelisiniz. (Fitik asit için suda bekletme zamanına uygun olarak hazırlanmalı). Kuru baklagil gaz yapıyorsa, suda bekletme süresine özen göstermelisiniz. Suda bekletme süresine dikkat ettiğiniz halde gaz yapıyorsa, ince bağırsakta bakteri çoğalmasına bağlı olarak, Sibo ve Candida rahatsızlığınız olabilir.

  • Haftada 5 gün 1 porsiyon sebze yemeği. Sebzeleri çok pişirmemelisiniz.
  • Salata: Kahvaltı salatası ile aynı.
  • 3 adet ceviz (4 saat suda bekletin, suyunu içmeyin)

Ağır Metal Kürü 2. Ara Öğün🥪

Akşam yemekten en az 2 saat önce 1 bardak, ağır metal detoks içeceği içmelisiniz.

Ağır Metal Kürü Akşam Yemeği🥩

  • 1 kase çorba (Gluten olmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir)
  • 1 porsiyon sebze yemeği (Öğlen yemeği hiç yemeyenler kuru baklagili akşam yemekte yiyebilirler. Yemek saati 19:00’u geçmemelidir)
  • Salata: Kahvaltı salatası ile aynı.

Ağır Metal Zehirlenmesi Hacamat Tedavisi🩸

Hacamat tedavisi yüzyıllardır özellikle detoks amacıyla kullanılan geleneksel bir tedavi yöntemidir. Güncel literatürlerde, bu eski tedavinin kanı berraklaştırma ve temizlemede etkili olduğu belirtilmektedir. Endüstriyel alanlarda çalışanlar, genel popülasyondan farklı olarak ağır metallere daha sık maruz kalmaktadır. Hacamat tedavisi, kandaki ağır metalleri ve toksik maddeleri temizleyerek vücuttan uzaklaştırmaya yaramaktadır. Ağır metale maruz kalan insanların hacamat tedavisi yaptırmaları bilim insanları tarafından da önerilmektedir. Hacamat tedavisinin böbrek üzerinde temizleme ve toksiklerden arındırma etkisine sahip olduğu da kanıtlanmıştır. Gönüllü bireyler üzerinde yapılan araştırmalarda, hacamat tedavisi sonrası ağır metal seviyelerinin, tedaviden önceki seviyelere göre daha düşük olduğu saptanmıştır.

Hacamat tedavisinin nasıl yapıldığını öğrenmek için tıklayınız

Ağır Metal Zehirlenmesine Bakan Bölümler Nelerdir?🏥

Maalesef halsizlikten bağışıklık sistemi hastalıklarına hatta kansere kadar birçok ciddi sağlık problemine neden olan bu problem konvansiyonel tıbbın ilgi alanına girmiyor. Ancak devlet ve özel tüm hastanelerde yapılabilen ağır metal testi ile kan değerleri incelenebilmektedir. Kan testi sonuçlarına göre ek testler de doktor tarafından istenebilmektedir. Ağır metal testi yapan laboratuvarlarda incelenen kan örneğine göre hasta tedavi amaçlı hastanelerin ilgili bölümlerine yönlendirilmektedir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorumlar
  1. Özlem diyor

    Cok guzel aciklamissiniz herseyi …
    teşekkürler

    1. İlaçsız Yaşıyoruz diyor

      Teşekkür ederiz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.