İlaçsız Yaşıyoruz Kimdir?

Albert Einstein’ın şu sözünü çok severim: “Gelecek için hiç endişe duymadım. O yeterince hızlı geliyor.” Oysa 1996 yılında başlayan ve hayatımı derinden etkileyen sağlık sorunlarıma kadar her şey o kadar yolundaydı ki! Çok basit gördüğüm beslenme alışkanlıklarımın hayatımı ve daha da önemlisi geleceğimi bu kadar hızlı etkileyeceğinden habersizdim.

Bu siteyi kurma amacım, yıllar öncesinde başlayan sağlık sorunlarıma dayanıyor. İlk olarak “Artık ben bir bel fıtığı hastasıyım” düşüncesi beş yıllık ilaç ve klinik takip sürecinden sonra bambaşka bir boyut aldı. Omurgamı direkt olarak etkileyen Ankilozan Spondilit (Otoimmun) teşhisi konulduğunda bütün hayatım baştan ayağa değişti. 1996 yılından 2012 yılına kadar tam 16 yıl boyunca şifa bulma niyetiyle kimyasal iğne ve ilaçlardan şifalı otlara, iksir, ot, masaj, akupunktur gibi alternatif yollardan bel çektirmeye kadar sayısız kaynağa başvurdum.

Bu süreçte beslenme alışkanlıklarına yönelik bazı tavsiyeler de aldım. Hatta uygulamaya çalıştım da… Ancak önerilen beslenme şekillerindeki hatalı uygulamaları bizzat deneyerek tecrübe ettim.

Yıllar sonra geldiğim noktada artık tükenmiştim. Yorgun ve umutsuzdum. Çok daha kötüsü sağlığımla ilgili yaşadığım problemler tüm hayatımı etkilemeye başlamıştı. O yıllarda internet yaygın olmadığı için bilimsel bilgiye elimden geldiğince ulaşmaya çalışıyordum. Her şeye ulaşmak öyle kolay değildir malum… Tam anlamıyla tatmin edici bir sonuca ulaşmak için tabiri caizse tırnaklarımla kazımam ve çok emek vermem gerekti. 2000’li yılların başlarına geldiğimizde bu alandaki bilimsel keşifler az çok kendini göstermeye başladı. İlerleyen yıllarda ise bu bilgileri nispeten daha kolayca bilimsel bloglarda bulmaya başlamıştım artık.

Bu bilimsel makaleleri ilk okuduğumda insanı böylesine hasta eden gıdaları her gün tüketiyor olduğumuzu fark ettim. Bu bilgiyle yüzleşmek beni daha çok araştırmaya ve deneyimlemeye itti. Böylelikle bu bilgiler ışığında aklıma yatan beslenme sistematiğini uygulamaya başladım. Sonuçta o kadar acı çekiyorken bir de bunu denemekten ne çıkardı ki?

Deneme-yanılma yöntemiyle ve elbette ki hiç durmadan okuyup araştırarak bazı bilgilere ulaştım ve bu bilgiler benim için hep çok kıymetli oldu. Umutsuzluğun, yorgunluğun ve bıkmışlığın nasıl da değişebildiğini ve dönüşebildiğini gördüm. Böylece deneyimlerimden yola çıkarak sizler için bu siteyi hazırladım. Çünkü internetteki bilgi kirliliği arasından sıyrılıp, sizlere kendi deneyimlediğim ve gerçekten sonuç aldığım yöntemleri anlatmak istiyorum. Yeme-içme tarzından uyku düzenine, yapılan egzersizden dinlediğiniz müziğe kadar her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu direkt olarak tecrübe ettim. Çünkü yaşam bir bütündür. Yaptığınız her şey muhakkak bir şeye sebebiyet verir.

Bilginin ve deneyimin verdiği güçle yaşadığım rahatsızlığı yenmek için çıktığım yolculukta zorlu bir süreç beni bekliyordu. Temel hastalığım Ankilozan Spondilit (iltihaplı romatizmal bir hastalık) idi. Bunun yanında üveit, karaciğer yağlanması, safra kesesi taşları, beyin sisi, kronik yorgunluk, eklemlerde kireçlenme, donuk omuzlar, saç dökülmesi, tırnak batması, egzama, kepek, göz kuruluğu, deri döküntüsü, kaşıntı sorunları ile karşı karşıyaydım. Ayrıca B12, demir, D vitamini, magnezyum, C vitamini gibi hayati vitamin ve mineral eksiklikleri de cabası. Bütünden bakınca hiç de hoş olmayan bir resim çıkıyordu karşıma.

Yapmam gereken ilk şeyin bedenime kulak vermek olduğunu fark ettim. Kendimi gerçek anlamda dinlemeye başladım. Bedenim bu rahatsızlıkları üreterek bana bir şey söylemek istiyordu. Bense egzama için krem, ağrılarım için ağrı kesici ilaç, göz kuruluğu için gözyaşı damlası gibi klasik çağdaş tıp yöntemlerine başvuruyordum. Halbuki bedenim geçici değil kalıcı çözümler istiyordu. Örneğin beslenme şeklimi değiştirmemi istiyordu.

Öncelikle eliminasyon diyeti ile bana dokunan gıdaları tespit ettim. Vücudumdaki vitamin ve mineral eksikliklerinin sebebinin bağırsaklarımla ilişkili olduğunu öğrendim. Tüm bu bilgilerin ışığında aşırı glüten ve ambalajlı ürün tüketimini kesmekle başladım işe. Süt ve süt ürünleri, işlenmiş şeker, ayçiçek yağı, rafine yağlar ile ilişkimi sınırladım. Böylelikle hem bağırsaklarımı koruyor hem de tükettiğim vitamin ve minerallerin bana kalmasını sağlıyordum.

16 yıl boyunca çektiğim ağrı ve acıdan sonra ilaçsız bir şekilde yoluma devam edebilmek için yaptığım araştırmalar ve 3-4 sene boyunca süren deneme-yanılma yöntemim başarılı olmuştu. Artık hem kendime hem de çevremdeki insanlara faydalı bilgilere sahiptim ve ilaçsız yaşıyordum!

Ankilozan Spondilit hastalığından, yanlış tedaviler, vücuduma yüklenen ağır kimyasallar sayesinde hastalık derinleştiği için tam olarak kurtulabilmiş değilim. Az önce de dediğim gibi vücudunuza yaptığınız her şey muhakkak bir şeye sebebiyet verir. Fakat artık doğru yolu bulduğum için hastalığım ilerlemiyor. Ağır semptomlar beni yataklara düşürmüyor dahası yaşam kalitemi engellemiyor. Elbette tüm bunların en güzel kısmı tüm bunları İLAÇSIZ başarıyor olmak.

Misyonumuz

Fonksiyonel Tıp ile İlaçsız Yaşıyoruz

Bu siteyi kurmaktaki amacım, kendi uyguladığım ve başarılı olduğum ilaçsız yöntemler başta olmak üzere, tüm hastalıklar için neler yapılabileceğini ve organlarımızın sağlığının nasıl geri kazanılabileceğini insanlara aktarmak, İlaçsız Yaşıyoruz Sağlığa Kavuşuyoruz sloganıyla yola devam etmek.

Sağlığını düşünen insanların İLAÇSIZ yaşamak için neler yapabileceklerini, doğru gıda, yaşam tarzı, egzersiz, meditasyon ve müzikle onları doğru hedefe profesyonel yaklaşımla yönlendirmeyi hedefliyoruz. Elbette her kişiyi ayrı ayrı dinleyerek ve kişinin bireysel koşulları göz önünde bulundurularak yaptığımız yönlendirmede sizlere doğruları gösteriyoruz. Bu doğru bilgilere sitemizden ulaşabileceğiniz gibi, arzu ederseniz profesyonel destek de sağlayabiliyoruz. Profesyonel destek için mail adresimiz: danismanlik@ilacsizyasiyoruz.com

Siz de Fonksiyonel Tıp ile ilaçsız yaşamak istiyorsanız https://ilacsizyasiyoruz.com/iletisim/