Sağlık | Beslenme | İlaçsız Doğal Tedavi

Sürekli Yemek (Polifaji)

Sürekli Yemek (Polifaji)

Mucizevi bir yapı olan ve bozulması için uzun ve ciddi çaba gerektiren bedenimizi sağlığından eden bir hususta sürekli yemektir.

Çağdaş tıptaki diyabet uzmanları halen insan bedenini tanımadıkları için hastalarına az ama sık sık sürekli yemek yemeyi önerirler. Az kısmı doğru fakat sık sık sürekli yemek kısmı en büyük yanlıştır. Bedenin hazım mekanızmasını başlatmak için yemeğin az veya çok olması önemli değildir. Ağıza atılan bir ceviz dahi sindirimi başlatmaya yeter.

Sürekli Yemek Yağ Yakımını Engeller

Gün içerisinde 5-6 öğün yemek yiyerek aslında yağ yakımını erteliyorsunuz! 2010 yılında yapılan bir araştırma, gün boyunca yenen öğün sayısını artırmanın aslında daha fazla kilo vermenize yardımcı olmadığını buldu. (1)

Aralıklı yemek, her gün 8 saatlik bir süre içinde tüm öğünler yenilerek ve kalan 16 saat yenmeyerek gerçekleştirilebilir. Karbonhidrat ve tahıl tüketildiğinde veya sağlıklı yağlar ve gıdalar yenmediğinde bir çok insan için bu durum zordur. Ancak araştırmalar bu modelde vücut ağırlığı ve yağ kaybının arttığını göstermektedir. (2)

Hastalıkların temel nedenlerinden biri de alınan besinin tamamen sindirilmesini beklemeden üstüne başka bir yemek yemektir. Eski ilm-i hallerde hazmı tamamlanmamış yemeğin üstüne başka bir yemek yemenin haram olduğu bildirilmektedir.

Sürekli Yemek
Sürekli Yemek (Polifaji)

Sindirim sistemi belli kurallarla çalışır

Bu kurallara göre, 200-250 gr. miktarında bir yemeğin sindirimi, midede 3-5 saatlik bir süreç geçirdikten sonra ince bağırsaklara inerek tamamlanır. Buna birinci hazım denir. Yemeğin cinsine, miktarına ve özelliğine göre birinci hazmın süresi 6-10 saate kadar uzayabilir. Birinci hazmı geçen besinler bağırsak mukozası ile emilerek kana geçer ve ikinci hazım için karaciğere gönderilir.

Karaciğer, birinci hazımdan gelen protein, karbonhidrat, yağ gibi besin parçalarını daha küçük parçalara ayırır ve bunların bir kısmından kişinin tabiatına uygun yağ, glikoz, enzim, protein, vitamin gibi temel maddeler üretir. Böylece ikinci hazım tamamlanır ve bu temel maddeler kana geçer, kandaki görevli hormonlar vasıtasıyla hücreye ulaştırılır. Kanda gerçekleşen bu işlemle birlikte üçüncü hazım da tamamlanmış olur

Hücrede, şekerden (glikoz) enerji, aminoasitlerden ise farklı proteinler üretilir. Buna da dördüncü hazım denir.

Midede sindirim tamamlanmadan yenen tek bir lokma midede sindirim sürecini bozar. Bu bir lokma, önceki yemekle karıştığında sindirilemediği için mayalanmaya veya çürümeye yol açar, midede yanma, ekşime, gaz ve şişkinliğe sebep olur.

Mayalanma veya çürüme sonucu oluşan zehirli ve asitli kalıntılar, ince bağırsaklara inerek Karışık Yemek bölümünde anlatılan süreci başlatır.

Midede sindirim tamamlandıktan sonra, yani 3-5 saat sonra, ikinci bir yemek yenebilir. Ancak 3-5 saat arayla yemek yendiğinde, organizma dört seviyede yoğun bir hazım işlemiyle uğraştığından diğer fonksiyonlarda çok zorlanır ve “Fazla Yemek” bölümünde anlatılan durum ortaya çıkar. İkinci bir besin için birinci sindirimin tamamen bitmesini, yani 6-10 saat geçmesini beklemek gerekir. ikinci veya üçüncü hazımdan sonra yemek, yani günde 1-2 defa yemek (12-24 saat arayla), insan için yeterlidir. İçme konusunda da ölçü aynıdır.  

Günümüzde insanlar, özellikle kadın ve çocuklar, günün büyük bir kısmını sürekli yiyerek geçiriyorlar ve bedenlerini çöplüğe çeviriyorlar. Peygamberimiz (s.a.v.) çoğu zaman aç ve susuz dururdu. Hatta üç gece arka arkaya karnını doyurduğu olmamıştır. “Geceleyin veya gündüzün ikişer defa yemek illettir” ve “Tokken yemek hem hastalık, hem de haramdır”, buyurulmuştur.

O halde en önemli sağlık kuralı ve bütün hastalıklara deva olan yegâne “ilaç” iyice acıkmadan yememektir. Eski hekimler de “Hastalık nedir? sorusuna “Yediğini sindirmeden yemektir” diye cevap vermiştir.

Her gün ne kadar yediğiniz konusunda bilinçli olun ve aralıklı oruç tutmayı deneyin

İnsanlar aslında daha az, daha yüksek proteinli öğünlerle sık öğünlere göre daha tok hissederler. Bu çalışma ayrıca, genel olarak, daha yüksek protein alımının tokluğu artırdığını göstermiştir. (3)

Tıbbi araştırmalar, aralıklı yemenin (oruç) tutmanın:

Enerjiyi artırır.

Biliş, hafıza ve net düşünmeyi geliştirir. (4)

Dolaşımdaki IGF-1 seviyelerini düşürerek ve dinlenme metabolizma hızını düşürmeden insülin duyarlılığını artırarak insüline daha az dirençli hale getirir, yağ ve insülinle ilgili hastalıkları ortadan kaldırır. (5)

Bağışıklığı artırır, diyabet riskini azaltabilir ve kalp sağlığını iyileştirebilir (6)

Nöron büyümesini ve korumasını destekleyen bir protein olan beyin nörotropik büyüme faktörünün üretimini arttırır – bizi nörolojik strese karşı daha dirençli hale getirir ve böylece nörodejeneratif hastalıkları engeller. (7)

Yoruma kapalı.