Sağlık | Beslenme | İlaçsız Doğal Tedavi

Toksinler ve Otoimmün Hastalıklar

Toksinler ve Otoimmün Hastalıklar’ın klinik çalışmalarda, toksik yükü hafifletmenin otoimmün hastalıkların ilerlemesini durdurmada, rahatsızlıkları geriletmede ve otoimmüna yatkın insanların kötüleşip otoimmüniteye yakalanmasını önlemede kayda değer bir fark yarattığı gözlemlenmiştir. Bunun tam olarak nasıl işlediğiyle ilgili şöyle başlıca birkaç teori var.

Toksinler ve Otoimmün hipotezi 1

Hipotezlerden biri, özellikle ağır metallerin, bedenimizin çeşitli dokularındaki hücreleri değiştirdiği ya da hasara uğrattığıdır. Bağışıklık sisteminiz değişmiş dokuyu tanıyamaz ve yabancı bir işgalciymiş gibi ona saldırır. Ağır metaller sanki hücrelerin kılığına bürünmüş ve böylece aniden Kumanda Merkezi’nin duvarlarına asılmış tüm o kötü adamların resimlerine benzemeye başlamıştır. (Nüfusun büyük bir kısmında üç ana genin mutasyonu görülmüştür. MTHFR, GSTMl ve COMT genlerinin mutasyonları bizi nasıl etkiler ve neler yapmamız gerektiğini paylaşıcam)

Toksinler ve Otoimmün hipotezi 2

Bir diğer teori, ağır metallerin bağışıklık sistemini yüksek alarm seviyesine çıkacak biçimde uyardığıdır. Böylece bağışıklık sisteminiz siz ve yabancı işgalci arasındaki farkı söyleyemez hale gelmeye başlar. Yani “kendine karşı tolerans”ını kaybeder. Kendisi olanla olmayanı ayırt edemediğinden, bağışıklık sisteminiz dokunuzu yok edilecek hedef olarak işaretler ve böylece otoimmün hastalığınız başlar.

Ağır metaller bambaşka silahlarla Kumanda Merkezi’ne ateş açmıştır ve zavallı güvenlik ekibiniz sersemlemiş halde kendi dokunuz da dahil olmak üzere her şeye ateş etmeye başlar. İki durumun da sonucunda daha önce gördüğünüz üzere inflamasyon olur. Birinci durumda, ağır metalle dolmuş dokularınız yabancı işgalcilere benzemeye başladığından, bağışıklık sisteminiz bedeninize fazladan pek çok inflamatuar kimyasal ateşlemeye başlar. İkinci durumda, bağışıklık sisteminiz aşırı uyarıldığı için bedeninize fazladan pek çok inflamatuar kimyasal ateşlemeye başlar.

Her iki durumda da inflamasyon seviyeniz yukarı fırlar. 35 gün beslenme listesi de bu yüzden inflamasyonu düşürecek şekilde hazırlanmıştır. Evet, ağır metallere maruz kalışınızı hafifletmeniz ve onları sisteminizden atmanız gerekiyor fakat aynı zamanda, sisteminiz ile ağır metaller karşı karşıya geldiğinde kaçınılmaz biçimde ortaya çıkan inflamasyonu hafifletmek de  önem taşıyor.

Toksinler ve Otoimmün hipotezi 3

Üçüncü bir teori, -sadece ağır metaller değil- bütün toksinler bağışıklık hücrelerini “eğitmek” suretiyle otoimmüniteyi tetikler. T hücreleri yaşamlarına kemik iliğinde başlar ama kısa süre sonra, T hücrelerine yabancı işgalcileri tanımanın “öğretildiği” timüse taşınırlar. Burada virüsleri, toksinleri ve sisteminiz için tehlikeli olan diğer şeyleri tespit etmeyi ve bunları yararlı bakterilerden ve bedeninize girmesini isteyeceğiniz sağlıklı gıdalardan ayırt etmeyi öğrenirler.

Bazı T hücreleri daha bile özel bir eğitimden geçer. Bunlar diğer T hücrelerini hizada tutmak gibi önemli bir görevle “düzenleyici T hücreleri” olur: Kendi bedeninizi yabancı bir işgalciyle karıştırmamayı temin ederler. Kendi hücrelerine toleransın sürekliliğini sağlamak onların görevidir. Bu yüzden yeterince düzenleyici T hücreniz olmadığında veya düzenleyici T hücreleriniz düzgün biçimde eğitilmediğinde, diğer T hücreleri rayından çıkabilir ve tıpkı gerçek tehlikeler gibi kendi dokunuza saldırmaya başlayabilir.

Bu sürecin rotadan sapmasına sebep olabilen şey nedir? Önemli bir faktör, timüsü küçültüp atrofiye uğratabilen, onun yeterli yüksek-kalite düzenleyici T hücresi üretmesine mani olabilen toksinlerdir.

Toksinler, T hücrelerinizin yoldan çıkıp tiroid bezinize, omuriliğinize ya da bedeninizin çok önemli başka bir parçasına saldırmaya başlamasını kolaylaştırır.

Toksinler-ve-Otoimmün-hastalıklar 2

Toksinler ve Otoimmün Özeti

• Anladığınız üzere bedeninizde daha fazla inflamasyon olması, bağışıklık sisteminizin daha fazla aşırı uyarılması ve rayından çıkarak kendi dokunuza saldırması demektir. Bu yüzden inflamasyonu olabildiğince azaltmalısınız. Bu, durumu tersine çevirmeye ve hatta belki en azından bazı toksinlerin zararlı etkilerini önlemeye yardım edecektir.

• Toksinlere düşük seviye, kronik olarak maruz kalmak-pestisit dolu gıdalardan ya da toksik vücut ürünlerinden alınanlarda olduğu gibi- tek bir büyük, akut maruz kalıştan daha kötüdür, çünkü birikerek çoğalan yük ve bunun bağışıklık sisteminiz üstünde yarattığı uzun vadeli stres daha büyüktür.

Yüksek inflamasyon seviyeleri, T hücrelerinin bedenin kendi dokusuna saldırmasına yol açıyor. Bu alevleri kısmak T hücrelerini yatıştırır ve daha sakin kalarak sadece yabancı işgalcilere saldırdıkları gerçek görevlerine odaklanma ihtimalleri artar. Beslenmenizi düzeltin, mide ve bağırsaklarınızı tedavi edin, bağışıklığınızı yükselten gıdalar tercih edin, böylece T hücreleriniz de davranmaları gerektiği biçimde davransın. Toksik yükünüzü hafifletin ve böylece T hücreleriniz “doğru şeyi yapmaya”, kendi dokunuza değil de sadece yabancı işgalcilere saldırmaya daha meyilli olsun. Paylaşımlarda bunlarla ilgili neler yapmanız gerektiği tek tek anlatılmıştır, lütfen okumaya özen gösteriniz.

Yoruma kapalı.