Sağlık | Beslenme | İlaçsız Doğal Tedavi

Doğum ve Çeşitleri

Dr. Judith A.Lothian: “Kadınlar doğası gereği normal doğum yapabilir, doğum konusunda derin, sezgisel bir içgüdüye sahiptir ve desteklendiğinde ve rahatlık bulabildiklerinde, müdahale olmadan ve acı çekmeden doğum yapabilirler.” (1)

Doğum Nerde Olmalı?

Doğumun nasıl ve nerede olduğu da çok önemlidir. Cennet gibi rahat bir yerden büyük bir mücadele sonunda galip olarak dünyaya gelen bebek birbirinden farklı iki durumla karşılaşabilir, Anne, baba ve kardeşlerin sevgisi, şefkatli anne elinin dokunuşu, ılık, yumuşacık göğsü, lezzetli, mis kokulu anne sütü, annenin tatlı sesi ile güzel sözleri, rahatlık ve emniyet. Veya, hemşirenin yorgun ilgisizliği, sert bir el ile poposuna aldığı tokat, soğuk ve kötü kokulu antiseptik bezin vücuduna dokunuşu, ağzına plastik biberonla verilen şekerli su, aşının acı veren iğnesi, soğuk sert bir yatak, dünya korkusu, çocuk odasında hissettiği umutsuzluk, mutsuz ve sonsuz yalnızlık. Sonsuz, çünkü bebek zamansızlık ve sonsuzluktan yani ruhlar aleminden gelmiştir ve zamana henüz alışamamıştır.

Doğumda Fazla Işık

Bebeğin doğduğu ortamdaki ışığın miktarı da çok önemlidir. Karanlık rahim ortamından gelen bebek parlak ışıktan çok rahatsız olur. Doğduğu odanın ortamı loş olmalıdır. Bebek, bir süre, göbek bağı ile eşine bağlı bırakılmalıdır. Yeni doğan bebek, öncelikle annesinin göğsüne yatırılır, sonra göbek bağı hem anne, hem bebek tarafından bağlanır. Bebeğin göbek bağı yaklaşık 10-20 cm kalacak şekilde kesilir. O zaman bağ doğal bir şekilde kapanacak ve yaklaşık 5 gün içinde kendiliğinden düşecektir.

Bebeğin çıkışından yaklaşık 20-30 dakika sonra, ek rahim kasılmaları ile bebeğin eşi dışarı çıkar. Bu kasılmalar, eşin rahim duvarından ayrılması ile açılan kan damarlarının kapanmasına da yardımcı olur.

Doğum Pozisyonu

Günümüzde hastanelerde uygulanan doğum pozisyonu (jinekolojik pozisyon) efektif olmadığı için uygun değildir. Ayrıca bazı kadınlara itici geldiği için doğum sürecini olumsuz etkileyebilir. Doğal doğum pozisyonu bir yerden destek alarak, yatak başlığı gibi sağlam bir şeyi tutup çömelerek durmak veya doğum sandalyesine oturmaktır. Kadınlar çatılarının dar veya bebeğin kafasının büyük olduğunu düşünerek normal doğumdan korkmamalıdır.

Kadının çatısı doğuma hazırlık için hamilelik boyunca yavaş yavaş açılır. Bebeğin kafatası kemikleri henüz birbirine kaynamadığı için birbirinin üzerine geçebilir, hatta neredeyse üst üste binebilir ve kafanın doğum yolundan geçişini kolaylaştırır. Bebeğin ıslak beyni bu tür sıkışmalardan etkilenmez. Bebeğin kafası büyük olsa bile normal doğum bebeğe hiçbir zarar gelmeden gerçekleşebilir. Rahmin açılması ilk doğumda genellikle 14-24 saatte, bazı durumlarda 36 saatte gerçekleşir. Daha sonraki doğumlarda bu süre kısalır.

Köylü kadınlar, çok çalışan hareketli kadınlar, kimyasal herhangi bir madde ve deterjan kullanmayan, yer sofrasında doğal yemek yiyen, yerde oturan, ped kullanmayan kadınların rahim kasılmaları suni sancı verilmediği taktirde ağrısız olur ve çok kolay doğum yaparlar. Çağdaş kadınlar burada anlattıklarımız gibi gebelik ve doğuma hazırlık süreci geçirirlerse aynen köylü kadınlar gibi doğum yapabilirler.

Ancak sentetik hormon, antibiyotik, deterjan kullananlar, katkılı yiyecek ve içecekleri tüketenler, gebeliğe hazırlık yapamayan gebe kadınlar doğumun her aşamasında farklı komplikasiyonlara maruz kalabilir ve sezeryana mecbur olabilirler.

Türkiye’de “prenses doğum” olarak adlandırılan epidural anesteziyle doğum yaygın olarak yaptırılmakta ve özendirilmektedir. ABD ve Avrupa’nın hiçbir ülkesinde ciddi sebep olmadıkça bu uygulama kullanılmaz. Çünkü rahim kasılmaları anestezinin etkisiyle zayıflar ve suni sancı vermek zorunlu hale gelebilir. (“Havale” paylaşımlarına bakınız.)

Epidural kullanıldığında doğumlar daha uzun sürer ve bazı bebeklerin doğum için en iyi pozisyona girmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle, araştırmalar, bir kadın epidural olduğunda, bebeğin vakum veya forseps gibi aletlerle çıkarılmasının daha olası olduğunu göstermektedir. (2)

Normal Doğum

Normal Doğum

Doğumların yaklaşık % 95’inde bebek başla, %5’in büyük kısmında ise ters gelir. Gebeliğin sonuna doğru rahimde periyodik olarak zayıf kasılmalar oluşur. Yukarıdan aşağıya dalgalanmalar şeklinde olan bu kasılmalar gittikçe artarak, rahim ağzının açılmasına ve bebeğin doğum kanalına doğru itilmesine neden olur. Kasılmalar, doğumun başında 20-30 dakikada bir görülürken gittikçe artar ve rahim ağzı genişler.

Bebeğin içerisinde bulunduğu su kesesi doğumun herhangi bir aşamasında kendiliğinden yırtılabilir. Açılan kesedeki sıvı kısmen boşalır ve bebeğin başı otomatik olarak çıkış kanalına sıkıca yerleşir. Rahim kasılmaları daha da sıklaşmaya, sonunda 2-3 dakikada bir olmaya başlar. Doğumun son aşamasında rahim ağzı 10 cm’lik bir genişliğe ulaşır.

Arka arkaya gelen güçlü kasılmalarla birlikte rahimde dolaşan kan azalır, kanın azalmasıyla birlikte oksijen yetersizliği giderek çoğalır. Bu durum bebeği, hayatta kalmak için doğum yoluna, dışarı doğru aktif hareket etmek zorunda bırakır. Günümüzde doğum esnasında bebeğin başının kolay çıkması ve yırtık olmaması amacıyla vajina-makat arasındaki kasların kesilmesi alışkanlık haline gelmiştir. Ancak bu kolaylık, bebeğin psikolojisi açısından lehine değil, aleyhinedir. Çünkü doğumdaki aktif mücadelesi bebeğin psikolojisinde ve karakterinin oluşmasında büyük önem taşır. Sağlanan kolaylıkla, mücadelesiz doğan çocuk dünyaya gelişinin değerini algılayamaz, özgüveni olmaz ve kendini değersiz hisseder.

Suda Doğum

Suda Doğum

En rahat doğum, su içinde yapılan doğumdur. Bunun için evdeki küvet ılık suyla doldurur, 1-2 kg. kalın tuz eritilerek su kesesindeki fizyolojik amniyon sıvıya benzer hale getirilir. Amniyon sıvıya alışkın olan bebek bu suyun içine doğduğunda rahat edecektir. Anne, rahim 6-8 cm kadar açıldıktan ve sancılar sıklaştıktan sonra suya girebilir.

Ilık su annenin rahatlamasına ve kaygısını hafifletmesine yardımcı olur. Suyun kaldırma kuvveti aynı zamanda daha kolay hareket etmesine ve daha rahat bir konum bulmasına yardımcı olur. (3)

Bebek doğduktan sonra onu sudan çıkarmak için acele etmeye gerek yoktur, çünkü bebek suda yüzebilir. Doğduktan sonra 15-20 dk. bebek eşe, eş de rahme bağlı kalabildiği için bu süre zarfında küvetteki suda durması onun için bir farklılık oluşturmaz. Çünkü eş rahimden ayrılana kadar bebek annenin kanındaki oksijeni kullanmaya devam edecek ve dışarıdan hava almaya gerek duymayacaktır.

Doğumda Suni Sancı İnduksiyon

Suni sancı, doğum sırasında serumla sentetik oksitosin hormonu verilerek rahim kasılmalarını hızlandıran bir işlemdir. Sentetik oksitosinin sebep olduğu rahim kasılmaları doğal kasılmalardan daha sık, daha şiddetli ve daha ağrılıdır. Bazı gebeler bu ağrıya dayanmayarak sezeryan için yalvarırlar.

Bazen de oksitosin şiddetli ve sürekli kasılmalara yani rahim hiperstimülasyonuna neden olabilir. Rahim hiperstimülasyonu, oksijen yetersizliğine dolayısıyla bebeğin kalp atışlarının anormal seviyede hızlanmasına sebep olur. Bu durumda acilen sezeryan gerekli olabilir. Rahim hiperstimülasyonu sırasında rahimde yırtılma meydana gelebilir. Daha önce rahimde sezeryan gibi cerrahi işlem yapılmış olması, çoğul gebelik, amniyon sıvı fazlalığı, iri bebek gibi durumlar rahmin yırtılma riskini daha da artırır. Bu durumda da sezeryan gerekli olabilir.

Sentetik Oksitoksin

Sentetik oksitosinin yapısı su tutulmasına neden olan antidiüretik hormon ile benzerlik gösterir. Sentetik oksitosin hem annenin hem de bebeğin vücudunda su tutulmasına neden olur. Şiddetli su tutulması bilinç bulanıklığına, istemsiz kasılmalara, nöbetlere, kalp yetmezliğine, komaya ve hatta ölüme yol açabilir. Sentetik oksitosinin özelliği, bebeğin beyin dokularında toplanması ve bebeğin beyninde ödem oluşturmaya sebep olmasıdır. Suni sancı ile doğan bebeğin beyni farklı derecelerde hasara uğrar. Bu hasar bebekte huzursuzluğa, ateşlenmeye, havaleye ve hiperaktiviteye sebep olur.

En büyük hasarı ise önce suni sancı verilip sonra sezeryana alınan kadınların ve bebeklerinin beyni görür. Çünkü sentetik oksitosin ile anestezi maddesi birbirinin zararını arttırır. Bunların etkisiyle oluşan beyin hasarı bebekte hiperaktivitenin destekleyicisi, otizm, epilepsi gibi nörolojik veya şizofreni gibi ruhsal hastalıkların sebebi olur. Anneler ise zamanla hafıza kaybına ve ruh hastalıklarına maruz kalır.

Bu sebepten psikolog ve psikiyatristlerin muayenehanelerinde büyük çoğunlukla sezeryanlı kadınlara ve çocuklara rastlanır. Çünkü, resmi açıklamalara göre, Türkiye’de her iki doğumdan biri sezaryanla gerçekleşmektedir. Ancak gerçekte bu oranın daha da yüksek olduğunu herkes bilmektedir. Hemen hemen her doğumda da suni sancı kullanılmaktadır. Bütün bunlara ilaveten her bebeğe doğar doğmaz, Hepatit-B aşısı yapılmaktadır. Aşıdaki aliminyum bazlı koruyucu ve Timerosal bebeğin, zaten hasara uğramış olan beyninde toplanır.

Lohusalık Dönemi

Erkek çocuk doğuran sağlıklı kadının lohusalık dönemi 15-30 gün, kız çocuk doğuranın ise 35-40 gündür. Sağlıklı kadının lohusa kanamaları gittikçe azalarak devam eder. Kanamaların bazen azalıp, bazen çoğalması, durumun anormal olduğunu gösterir. Bu durumda bağırsakları boşaltmak, 3 gün meyve-sebze suyu içtikten sonra beslenmeyi düzeltmek, makada sülük koymak veya bel ve kuyruk sokumundan hacamat yaptırmak gereklidir.

Yoruma kapalı.