Karaciğer Detoksu (GLUTATYON)

Glutatyon, bedeninizin en büyük detoksçusudur. Bedeninizdeki her hücrede bu hayati besinden biraz bulunur ama en yüksek yoğunlukta bulunduğu yer, ana detoks organınız, yani karaciğerinizdir. Sağlıklı kalmak, performansınızı artırmak, hastalıkları önlemek ve yaşlanmanın etkilerinden korunmak,  bağışıklık işlevi ve enflamasyonun kontrolü için glutatyon rezervimizi artırmamız gerekiyor. Araştırmalar yüksek glutatyon düzeylerinin kas hasarını azalttığını, kasların iyileşme süresini kısalttığını, kas kuvveti ve dayanıklılığını artırdığını ve metabolizmayı yağ depolama yerine kas yapımına kaydırdığını göstermektedir.

Karaciğerin Görevleri

  1. Enerji depo eder: Acil bir enerji ihtiyacında karaciğerdeki Glikojen, hemen şekere dönüşür.
  2. Önemli diğer maddeler de karaciğerde depo edilir: Demir, A,D,E,K ve B12 vitaminleri
  3. Protein imal eder: Protein, hormonların, antikorların, kan pıhtılaşmasında lüzumlu faktörler ile albuminin yapı taşıdır.
  4. Safra asitlerini imal eder: Safra asitleri, besin maddelerinin yağlarını kan dolaşımı içinde kullanılabilir hale dönüştürürler. 24 saatte 750-1500 ml. kadar imal edilen safra sıvısı içinde kolesterin de vardır.
  5. Karaciğer vücuda zararlı maddeleri arındırma merkezidir: Filitre görevini görür. Başta alkol olmak üzere tüm toksik maddeler için dışardan gelen ve içerde teşekkül eden zehirli maddeler temizler (Detoksik’e eder ).Bu maddeler ya inaktive olur veya idrar yolu ile dışarı atılır.
  6. Yağ, şeker ve proteinleri depo eder: Kandaki yağ, şeker, vitaminler ve mineralller ile nadir elementleri depo eder ve luzumunda vücuda geri verir.
  7. Hormonları dengeler: Sağlıklı bir karaciğer, vucuttaki hormonları dengede tutar.
  8. Tolerans oluşturur: Vücudumuza yabancı proteinler saldırdığı zaman karaciğer bunu tolere eder.

Karaciğer, diğer organlarla mukayese edilirse; onlardan şaşılacak derecede fazla görev yapan bir organımızdır. Karaciğer hücresinde rejenerasyon çok hızlı olur. Mesela karaciğer transplantationlarında veya karaciğerde kanser metastaz ameliyatlarında karaciğerin yarısı alınsa, geri kalan karaciğer birkaç ay içinde normal volumuna dönüşür.

Glutatyon, kendini serbest radikallere dokunuza zarar veren moleküllere bağlayarak toksinlerin bedeninizden atılmasına yardımcı olur. Glutatyon ayrıca cıvaya da bağlanır. Yeterince glutatyonunuz yoksa toksinler daha uzun süre bedeninizde kalır ya da yağ hücrelerinizde depolanır ve burada bağışıklık sisteminize zarar verebilirler.

Yaşlanma, kanser, kalp damar hastalıkları, bunama (demans) ve başka birçok kronik/dejeneratif hastalığın önlenmesinde temel öneme sahip olan glutatyon üç yapı taşından oluşur, bunlar sisteine, glisin  ve glutamin  aminoasitleridir. Glutatyon vücudumuzda doğal olarak üretilir. Glutatyona “ana anti-oksidan” denilmesinin sebebi, onun serbest radikalleri yakalayarak karaciğere taşır ve burada  kendisini  yenileyerek tekrar işine geri dönmesidir. Serbest radikaller, çoğu zaman normal hücre metabolik oksidasyonunun yan ürünleri ve toksik atıklarıdır. Anti-oksidanlar tarafından etkisiz hale getirilmediklerinde otoimmün hastalıklara, kanser gibi kronik hastalıklara yol açabilirler.

Glutatyon Eksikliği Neden Olur?

Vücudumuzdaki glutatyon (GSH) düzeylerindeki eksiklik iç ve dış faktörler olmak üzere iki kategoriye bağlı olabilir. İç faktörler vücudumuzda bağışıklık, DNA onarımı, oksidatif stresten korunma gibi çeşitli süreçlerin önemli bir parçası olan glutatyona duyulan gereksinimin artmasıyla ilgilidir.

Her gün maruz kaldığımız toksik ve zararlı maddeler gibi dış faktörler kayda değer miktarda glutatyonun detoksifikasyon için kullanılması sonucunu doğurur.

Ağır Metallar Nerede bulunur?

Asetaminofen (parasetamol) – aseton, çözücüler (tiner) – akaryakıt ve yan ürünleri – ağır metaller (civa (diş dolguları, aşılar, dövmeler), kurşun, kadmiyum, bakır vb.) – böcek öldürücüler (pestisitler), zirai mücadele ilaçları (herbisidler) – nitratlar ve kimyasal gıda katkıları (salam, sosis, tütsülenmiş gıdalar vb) – yapay tatlandırıcı aspartam – sentetik gıda boyaları – benzopirenler (sigara dumanı, mangal dumanı, egzos dumanı vb.) – alkol – ev temizlik ürünleri (deterjanlar, çamaşır yumuşatıcılar, oda kokuları, naftalin, temizlik malzemeleri, beyazlatıcılar vb.) – mutfak malzemeleri (yapışmayan tava kaplamaları, plastik saklama kapları, konserve kutuları ve karton ambalajların iç kaplamaları vb.) – formaldehid ve stiren (fotokopi ve printer toner mürekkepleri) – klorlu su – röntgen ışınları – UV radyasyon – Elektromanyetik alanlar (EMF) – endüstriyel atıklar.

Glutatyon
  • Yetersiz beslenme; kofaktör olan vitamin ve minerallerin eksikliği sonucunda glutatyon sentezi yetersiz kalır, başka antioksidanların yetersizliği de glutatyonun harcanmasına neden olur.
  • Aşırı egzersiz; vücutta fazla miktarda serbest radikal oluşması sonucunda glutatyonu harcanmasına neden olur.
  • Kronik stres – kaygı, endişe – depresyon.
  • Gece saatlerinde ışığa maruz kalınması melatonin salınmasını baskılayarak glutatyonun azalmasına neden olur (baş ucu lambaları, cep telefonu, tablet gibi cihazların ekranından yayılan mavi ışık).
  • Yaş; 20 yaşından sonra doğal glutatyon üretimi her on yılda ortalama %10 azalmaktadır.
  • Bu faktörlerin tümünden kaçınmamız mümkün değildir ama pek çoğunu düzenli yaşam tarzı, toksinlerden kaçınma ve detoks yaparak minimize edebiliriz.

Çoğu glutatyon bağırsakta iyice emilmez çünkü hücrelerinize girmeden önce parçalanır. Glutatyonun “lipozomal” formunun hücrelerinize girebildiği söylenir fakat klinik araştırmalar da bunun etkili olmadığı görülmüştür. Takviyenin “asetile” formu parçalanmadan hücrelere girer. Takviyeyi tek başına kullanmak size geçici fayda verecektir, sizin tedavi olmanızda ki en büyük etken, yukarıdaki maddelere dikkat etmeniz ile olacaktır. Bu şekilde beslenme düzenine geçtiğinizde geçici olarak en zararsız olan takviyeler bulabilirseniz sadece başlangıçta hastalıkları hızlı atlatmanızda yardımcı olarak kullanabilirsiniz fakat onlara güvenip beslenmenizi bozduğunuzda başladığınız noktaya hatta daha kötüsüne dönmeniz kaçınılmaz olacaktır.

Glutatyonun üç temel aminoasidi var ama “sistein” en önemlisi. Sistein kükürtlü bir aminoasit ve sarımsak, soğan, pancar, turp, lahana, karnabaharda bol bulunuyor, destek olarak ayrıca ona elektron veren C vitamini’nide artırmanız lazım.

Yeşil taze sebzeleri ve turunçgilleri ihmal etmeyelim. Buna “çinko” ve “selenyum” zengini deniz ürünleri, bakliyat, kuruyemiş grubunu da ekleyelim.

“Alfalipolik asit” zengini ıspanak, ceviz, hayvansal gıdaları da bol alalım. Ve iyi bir “uyku”nun da glutatyon üretimini artırdığını unutmayalım.

İlaçsız yaşıyoruz sitesi, doğal tıp yaklaşımıyla, evde yapabileceğiniz doğal ilaçlar, sağlık bilgileri, doğru yaşam tarzı, egzersiz ve meditasyon gibi konuların yer aldığı bilgi amaçlı yardım ve danışmanlık platformudur.

Instagram